Günlük hayatta diyalog kurarken sıklıkla deyimlere başvuruyoruz. Böylece 8-10 cümle kurarak anlatabileceğimiz bir şeyi tek bir cümle ile kısa yoldan aktarıp işin içinden çıkıyoruz. Tabii bunu yaparken düşünmeden otomatikman yapıyoruz. Daha önce kitaplarda okuyup,televizyon veya filmlerde duyduğumuz bu deyimler belleğimize yerleşmiş oluyor ve bir anda ağzımızdan çıkıveriyor. Acaba bu deyimleri doğru mu kullanıyoruz ? Yoksa sevgili Emrah Safa Gürkan hocanın kitabının başlığı gibi hayatı sorgulamadan Ezbere mi Yaşıyoruz ? Bu yazımda sizlere günlük diyaloglarda yanlış söylediğimiz 5 deyimin doğru kullanımlarını aktarmaya çalışacağım.. Keyifli okumalar.
1- Diline Pelesenk Olmak
Bir şeyi sıklıkla tekrarlamak manasında kullandığımız bu deyimin aslı diline persenk olmak.Pelesenk bir ağaç ve farklı bitkilerden elde edilen bir reçine türü. Persenk ise ( Farsça Perseng) yük ağırlık veren şey anlamına geliyor. Deyimin doğrusu diline persenk olmak aslında.
2- Sükut-u Hayal
Hayatta işler her zaman istediğimiz gibi gitmiyor maalesef. Çok istediğimiz bir işe giremiyoruz veya sevdiğimiz kişiden karşılık alamıyoruz. Bu da bizi üzüp hayal kırıklığına uğratıyor. İşte bu tarz durumları ifade etmek için bir deyim var. Sükut-u hayale uğramak. Maalesef bunu da yanlış kullanıyoruz. Çünkü sükut sessizlik demek. halbuki biz parçalanmak,kırılmak anlamına gelen sukut demek istiyoruz. Yani deyimin doğrusu sukut-u hayal olmalı.
3-Kelli Felli
Bazen gazete okurken veya haberleri izlerken büyük iş adamlarının karıştığı skandallara denk geliyor ve ”’Yahu kelli felli adamlın yağtığına bak ! ” deriz. Bunu derken de zihnimizde şişmanca,saçları dökülmüş ama iyi giyimli,zengin bir adam portesi canlanır. Yani okumuş,zengin adam da böyle şey mi yapar canım ‘? demek isteriz. Yine mi diyeceksiniz biliyorum, ama desole ! ( Fransızca üzgün olmak demek. Biraz dili yozlaştırayım dedim ne var bunda ? Plaza çalışanlarından neyim eksik ? 🙂 ) bu da yanlış maalesef. Deyimin doğrusu Kerli Ferli olacak. Kelime öbeğinin kökeni Farsça kılık kıyafeti düzgün,güçlü anlamındaki Karr u Farr’dan geliyor.
4- Göz var nizam var !
Diyelim evinizi dekore ediyorsunuz. Eşyaları yenilemek veya en azından bir değişiklik olsun yerlerini değiştirmek istediniz.Tek izin gününüz olan ve uyuyup dinleneceğiniz Pazar günü eşiniz sizi erkenden kaldırdı ve koltukların yerini değiştirelim dedi. Oflayıp puflayıp kalktınız. 1 saat sonra sonunda bitti artık kahvaltı edebilirim derken eşiniz” Göz var nizam var Murat ! O koltuk camın kenarına konulur mu ? ” dedi. Vee dil bilgisi sözlüsünden eksi aldı 🙂 Anlayışa uymayan şeyleri ifade etmek için kullandığımız bu deyimin doğrusu ” Göz var,izan var” olacak. Çünkü nizam kural,düzen, izan ise anlayış,anlama yeteneği demek.
5- Kısa Kes Aydın Havası Olsun !
Hafta sonu güzelce giyindiniz. Tam aynaya son kez bakıp çıkacakken telefonunuz çaldı. Baktınız biraz sonra buluşacağınız arkadaşınız arıyor. Telefonu açtınız. Arkadaşınız buluşmaya gelemeyeceğini anlatmak için ard arda bir sürü şey sıralamaya başladı. Haliyle canınız sıkıldı,belki de ekildiğiniz için kızarak ” Kısa kes Aydın Havası olsun ! ” dediniz. Üzgünüm ama kabalığınızın yanında dil bilginizin de zayıf olduğu anlaşıldı ! Çünkü deyimin doğrusu Aydın Havası yani türküsü,uzun havası filan değil, Aydın efelerinin giydiği dizleri açık kısa pantalona ithafen Aydın Abası olmalıydı.
Not: Yazıyı hazırlarken Sema Soykan’ın Öteki Şeylerin Tarihi eserinden faydalandım.
Eğer Osmanlı tarihindeki ilginç olaylara meraklıysanız şu yazımı okumanızı tavsiye ederim.
https://www.okuryazarkitaplar.com/istanbula-giren-ilk-osmanli-padisahi-fatih-degil-mi/