Klinik Psk. Süveyda Burçak Eris
Yeni yıl hedefleri ilham mı veriyor yoksa baskı mı yaratıyor?
Yılın son günleri, çoğu insan için doğal bir duraklama anı yaratır. Takvim değişmeden hemen önce, yaşananlara dönüp bakma ve önümüzdeki zamana dair düşünme ihtiyacı kendiliğinden ortaya çıkar. Yeni yıl; değişim, yeni hedefler ve tazelenme fikriyle anılır. Bir psikolog olarak bu eşiği, yön duygusunu gözden geçirmek ve hayatla kurulan ilişkiye biraz daha bilinçli bakmak için anlamlı bir fırsat olarak görmeyi ve bunu önermeyi değerli buluyorum.
Ancak bu öneriler üzerine düşünürken, çoğu zaman sessizce geride kalan başka bir alan olduğunu daha net görmeye başladım.
Ya yeni yıl hedefleri bir baskı yaratıyorsa?
Yeni yılla ilgili sözler genellikle motive edici bir dille kurulur. Yeni kararlar almak, bazı alışkanlıkları geride bırakmak, daha iyi bir versiyona yönelmek… Bazılarımız için elbette bu bir harekete geçiren bir fırsat gibi görünür. Oysa aynı çağrı herkes için aynı duyguyu uyandırmaz. Kimi için bu dönem heyecan vericidir; kimi içinse zaten yorucu geçmiş bir yılın ardından gelen yeni beklentiler, içten içe bir sıkışma hissi yaratabilir.
Burada mesele değişim fikrinin kendisi değil, değişimin herkes için aynı anda ve aynı biçimde gerekli olduğu varsayımıdır.
Değişmek İstemek Kadar Değişmemek de Anlamlı Olabilir
Bazı dönemler insan yeni hedefler koymak ister; hareket etmek, yön değiştirmek iyi gelir. Bazı dönemlerse yapılabilecek en sağlıklı şey, mevcut olanı korumaktır. Hayat tek bir hızda ilerlemez. Her eşik, mutlaka ileri doğru bir hamle gerektirmez. Yeni yıl bazen yeni kararlar almak için değil, bir süredir sürdürülen dengeyi fark etmek için anlamlıdır.
Kendini Zorlamadan Yoluna Devam Etmek
Yeni hedefler koymak istiyorsan, bunu sıkılmadan yapabiliyorsan elbette yap. Ama bu sürecin sende bir zorunluluk ya da eksiklik hissi yaratmasına izin vermeden. Kendine sürekli “daha fazlası”nı dayatmak, çoğu zaman içsel bir netlikten çok yorgunluk üretir. Bazen yapılabilecek en yerinde şey, yapılması gerekenleri çoğaltmak değil; beklentileri sadeleştirmektir. Bazen gelişim bu sayede gelir.
Herkes Yenilenmek Zorunda Değil
Yılın bu zamanında pek konuşulmayan ama önemli bir gerçek var: Herkesin yenilenmeye ihtiyacı olmayabilir. Hayatının bu halinden görece memnun olan, büyük değişimler planlamayan birinin eksik bir yerde durduğu düşüncesi yanıltıcıdır.
Memnuniyet, gelişimin karşıtı değildir. Bazen bu, zaten kurulmuş olan ilişkiyi, düzeni ve ritmi sürdürmeye değer bulmaktır. Her yıl yeni bir hikâye yazmak zorunda değiliz; bazı yıllar mevcut hikâyeyi anlamak yeterlidir.
Yılın Son Haftasında Sorulabilecek Basit Ama Yerinde Bir Soru
Belki de bu dönemde sorulabilecek en yerinde ve yalın soru şudur:
“Ben şu an nerede duruyorum?”
Bu sorunun hemen bir cevabı olmak zorunda değil. Yeni yıl bir kapıysa, herkes o kapıdan aynı hızla geçmek zorunda değil. Kimi hızlanarak, kimi yavaşlayarak, kimi sadece olduğu yerde durarak…
Yılın son günleri belki de yön vermekten çok, kendini dinlemeye izin verilen nadir zamanlardan biridir. Yeni yılın hepimize; ister değişerek ister durarak, ister yenilenerek ister olduğu gibi kalarak… Kendimizle daha adil, daha şefkatli bir ilişki kurabildiğimiz bir alan açması dileğiyle…