Buluşma

Yüzleşme Şerife Ulusu

Şerife Ulusu


Yine bu geceyi de ağlayarak geçirdim. Gecenin sabaha yakın saatlerinde ağrı kesici içip ancak uykuya dalmıştım. Ne kadar uyuduğumu hatırlamıyorum. Yalnız bahara derin bir özlem duyarak uyuduğumu net hatırlıyorum. Uykunun deminde, ”Küt!” diye bir sesle yatağımdan fırladım. Ses üst kattan geliyordu. Belli ki Pamuk, yine bir şey devirmişti. Hâlâ açılmamakta direnen göz kapaklarımı zorla açtım. Odanın içine bakındım. Kasvetli hava odayı tamamen sarmıştı. Eşyalar alaca karanlıkta gözüme çeşitli siluetler şeklinde görünüyor, sanki canlanıp üstüme üstüme geliyordu. Bu mevsimde hep böyle olurdum. Bulunduğum mekana yabancılaşır bir topaç gibi her şey kendi etrafında dönerken geçmişin derinliklerine sürüklenirdim .Ruhum, gelgitlerini en üst perdeden yaşarken yalnızlığın en koyusunda çırpına çırpına boğuluyordum. İstemsizce yatağımdan doğruldum. Aralık duran perdeden dışarı baktım. Gökyüzü allak bullak, bulutlar simsiyahtı… Ben, güneşin özlemini çekerken gökyüzünde acılı bir matem vardı. Çakan şimşek rengarenk ışıklar saçıyor, ne var ne yok yeryüzüne boca ediyordu. El çabukluğuyla perdeyi sıkı sıkı kapattım. Yerde akşamdan kalma hırkayla korkudan titreyen bedenimi korumaya aldım. Yatağın içinde yorganı üstüme çekip büzüldükçe büzüldüm .Yok oldum, yok oldum ben! Titreyen çeneme vücuduma bir türlü hakim olamıyordum. Yine rahmetli annemin sesi kulaklarımda çınladı: ”Sakın yaramazlık yapma bak, Gür Gür Baba gelir seni alır.” Annem beni korkutunca ben de masanın altına saklanır ”Anne! Söyle, ne olur beni almasın.” diye yalvarırdım. Ben acı hatıralara dalmışken telefonum çaldı. O, arıyordu. Dondum kaldım. Telefonu cesaret edip açamadım. Sonra mesajı geldi. ”Evdesin biliyorum. Oraya geliyorum.” diyordu. Dört kelime… Hiç bitmeyecek roman gibi büyülü dört kelime…
Yorganın içinde ne kadar kaldım bilmiyorum .Başımı dışarıya çıkardım. Bakışlarım, karşımda duran aynada, gözleri kocaman saçları iki yandan kurdele ile toplanmış, küçük bir kız çocuğuyla buluştu. Eski ahşap bir masanın altından korkulu gözlerle bana bakıyordu. Ona sessizce ”Korkma! Ben şimşek çakınca seni korurum. Artık senin yanında ben varım. Güven bana.” dedim. Küçük kız gülümsedi. Bana uzanan ellerini, ellerime hapsettim. Yumuk yumuk sıcacıktı. Bu anın bitmesini hiç istemiyordum. Küçük kızın görüntüsü yavaş yavaş kaybolurken artık ayna daha çok parlıyor, ışıldıyordu. Cama doğru yöneldim ve perdeleri sonuna kadar açtım. Gökyüzünün haykırışı bitmişti.
Kış güneşi, hem odama hem ruhuma doğmuş, nihayet her yeri aydınlatmıştı. Tıpkı senin yeniden gelişin gibi… Umut dolu baharlara korkmadan filize durmuştum. Güvenli limanlara yelken açmıştım.

Related posts

Geleyim Sana

Gölgesiyle Konuşan Genç 2. Bölüm

Mış Gibi