Yazar-Asya Naz Saygıner
Bir zamanlar Orta Asya’da yaşayan bir halk varmış. Asya topraklarının kışın soğuk, yazın sıcak hava şartlarında yaşamak oldukça zormuş. Yine çetin bir kış gecesi oba halkının yaşadığı Oğuz Yurdunu, aç kalan kurtlar basmış. Yedi tane birbirinden vahşi kurt ulumaya ve yiyecek aramaya başlamışlar. Kurtların Oba’ya gelmesinden habersiz olan ele avuca sığmaz, korku nedir bilmez cesur mu cesur Asyahan, hemen kendi evlerinin yanı başındaki dedesinin evine giderken bu kurtlarla karşılaşmış.
Her zaman cesareti ile tanınan Asyahan karanlık içinde ışıl ışıl parlayan gözleri ve bembeyaz tüyleri olan kurtları görünce ilk defa içinde bir ürperti hissetmiş. Bulundukları bölgede yırtıcı ve vahşi hayvanlar hep olurmuş ama bu sefer tek başına yedi kurtla karşılaşınca ne yapacağını bilememiş. Kurtların en önde duranı Asyahan’a iyice yaklaşmaya başlamış. Dedesine yemek götüren Asyahan kurtları ürkütmeden yavaşça sepetin içinden ekmek ve et yemeğini çıkararak kurtun önüne atmış. Kurtların yedisi de yemeklere saldırmaya başlarken dışardaki sesleri duyan Asyahan’ın babası elinde kocaman bir sopa ile dışarı koşmuş. Yandaki evden de yine elinde bir sopa ve mızrak ile dedesi çıkmış.
Kurtlar kendilerine olan tehditi anlayıp hem geri durmaya hem de daha da saldırganca bağrışmaya başlamışlar. Tıpkı yaşlı kurt gibi yaşlı ama dinç olan Ayberk dede elindeki mızrağı kurtlara doğru kaldırıp fırlatacakmış ki Asyahan ordan bağırarak dedesine koşmuş ve engel olmuş. “Dede yapma bak bana zarar vermediler, onlar karınlarını doyurup gidecekler.” demiş. Asyahan’ın cesur olduğu kadar merhametine de hayran olan Ayberk dede mızrağı atmamış. Asyahan babasına seslenerek; “Baba evde kurtların yiyebileceği ne varsa lütfen getir.” demiş. Asyahan merdivenin başından kurtlara seslenmiş: “Hey mavi gözlü beyaz kurtlar bizden size zarar yok, hadi babamın getirdiği yemekleri yiyin ve gidin demiş.” Sanki Asyahan’ın dediğini anlarcasına yemeklerini yiyip geri çekilmişler.
Asyahan zor bir gecenin ardından yine bir cesurluk öyküsü ile uykusuna dalmış.
Ertesi gün o kurtların tekrar geleceğini sezmiş ve daha kurtlar gelmeden kurtların yolunun üzerine kemik, et, ekmek bırakmış. Gece olup iyice karanlık çökünce camdan dışarı baktığında kurtların geldiğini görmüş. Bu sefer hiç bağırmayan kurtlar yemeklerini yiyip gitmişler. Ve yine ertesi gün aynı yere aynı şekilde yemekler bırakmış Asyahan. Sonra gece olmasını beklemiş. Kurtların yine geldiğini görünce annesinin ona ördüğü kalın yünlü hırkayı giyip dışarı çıkmış. İlk karşılaştığı kurtun önüne kadar gelmiş ve durmuş. “Buraya gel yaşlı kurt sana sadece dokunmak istiyorum.” demiş. Resmen Asyahan’dan komut alır gibi hareket eden yaşlı kurt Asyahan’ın kendisini sevmesine izin vermiş. Bu o kadar büyülü bir anmış ki Asyahan sevdikçe o yaşlı kurt küçük bir kedi gibi oynaşmaya başlamış.
Asyahan kurda yakında bahar gelecek havalar ısınacak rahatça avlanıp karnını doyuracaksın. O vakte kadar ne zaman istersen bana gel deyip yanından ayrılmış. Bu arada kızının evden çıktığını fark eden babası sessizce onu takip etmiş ve tedirgin bir şekilde olanları izlemiş. Kızı resmen üç günde koca bir kurtla hem de sürünün lideri olan kurtla arkadaş olmuş. Asyahan eve dönerken babasını görünce önce şaşırmış sonra da sarılmış. Babası Asyahan’a bu cesur tavrın beni hem gururlandırıyor hem de endişelendiriyor demiş ve dikkatli olmasını istemiş. Sonraki günler obada hep Asyahan ile kurdun arkadaşlığı konuşulur olmuş.
Derken yine bir gece sessiz ve ıssız obanın etrafını bir gürültü sarmış. Obanın gözcüleri atlar üstünde bağırarak ellerinde fener ışıkları ile herkesi uyarmaya Oba’nın erkeklerini savunmaya çağırıyormuş. Meğer büyük bir eşkıya çetesi Oğuz Yurdu obasını talan edip eşyalara el koyup yağmalayacaklarmış. Kadınlar çocuklarının da alıp sığınaklara inerken erkekler oklarını, mızraklarını alıp savunmaya geçmişler. Ama vicdansız düşman çetesi ellerinde ateşlerle karşılarına çıkan ahırı, evi, otlağı ateşe vermeye başlamışlar. Oba halkı ile düşman çetesi amansız bir savaşa tutuşmuş. Obanın erkekleri yiğitçe savaşmaya, düşmanı durdurmaya çalışırken aylar önce obaya gelen kurtlar bir anda yeniden belirlenivermiş.
Karşılarında vahşi kurtları gören düşman atları panikle üzerindekileri atıp kaçıvermişler. Bir yandan obanın yiğitleri bir yandan kurtların saldırısı derken düşman çete neye uğradığını şaşırıp amansızca kaçıvermiş. Öyle ki o kurtların güçlü çenelerine karşı koymak mümkün değilmiş. Obadan arkalarına bakmadan kaçan düşmanların ardından obada sevinç çığlıkları atılmaya başlayınca sığınaklardan kadınlar ve çocuklar çıkmaya başlamış. Asyahan babasına koşup baba bana neden izin vermedin ben de savaşacaktım demiş.
Asyahan’ı kucağına alan babası benim cesur kızım yanımızda olamasan da bak arkadaşların olan kurtlar bize yardıma geldi demiş. Kafasını çevirip yaşlı kurtla göz göze gelen Asyahan babasının kucağından inip koşmuş yaralı kurda sarılmış. Onu teselli ederek söz veriyorum iyileşeceksin büyükannem seni şifalı otları ile tedavi edecek demiş ve teşekkür etmiş.
Sonra oba halkı, sabah erkenden, zarar gören evlerin, ahırların, otlakların yeniden yapılması için sözleşip evlerine çekilmişler.
1 Comment
Muhteşem! Ne güzel bir hikaye! Hayvanların cesaretini ve insanlarla dost olabildiğini anlatan harika bir öykü. Tebrik ederim