Yazar Zeynep Çıldır
Seni yazmaya karar verdim Can. Henüz baharını yaşadığım hayatıma bu ikinci doğuşundu. Masum, macerasız ve günahsız… Ansızın kopup gidişinin, o çocuksu düşüncelerimde bıraktığı izleri henüz silememişken yeniden karşıma çıkışın…
Hasretin, sevginin, daha doğrusu sensizliğin ne olduğunun sırlarını çözemeyen yüreğim, hislerime boğuntulu yılların buhranlarını yaşatmıştı. Adını yeni yeni koymaya çalıştığım duyguların bir itirafı bu. Bütün benliğimi kuşatmışsın çocuksu dünyamın ve beni benden alarak, bir vedalık anı bile çok görerek bensizliğine doğru yürümüştün hayatına.
İşte tam karşımda, yıllar sonra yine o masum çehrenle duruyordun. Kalbim ritmini o kadar arttırdı ki gayri ihtiyari göğsümden fırlayıp çıkmasın diye üzerine elimle bastırdım. Gözlerim geçen o senelerden sonra sanki kaybettiği görme yetisini geri kazanmıştı.
Hayatımın sensizlikte siyaha bürünen rengi tekrar canlanmıştı. Koşup gelmek istedim yanına ve sarılıp hiç bırakmamak… Gelemedim. Bacaklarım bedenimi zor taşıyordu, sana gelecek dermanı bacaklarımda bulamadım. Öylece kalakaldım. Birkaç damla yaş indi gözlerimden.
Seni izledim. Sırtında çantan, spor kıyafetlerin, kendine has yürüyüşün, hafif uzamış saçlarını gözünün önünden çekişin, yine sen karşımda ve yine ben sana hayran bakışlarımla… Simitçiye yaklaştın güler yüzünü lütufkar bir şekilde adama sunarak.
Bir simit alıp banka oturdun. O kadar kendi halindeydin ki beni fark etmedin bile. Simitten büyük bir ısırık aldın. Kuşlara da ikram etmeyi ihmal etmedin simitinden. Ne güzeldi seni izlemek, sende zamanı unutmak. Sonra bir an kalbim sıkıştı, çekip gittiğin o gün geldi aklıma. Bir açıklamayı bile çok gördüğün o gün.
Gözyaşlarım içimin yangınını söndürmek için günlerce duraksız akmıştı. Çok zor olmuştu sensizliğe alışmak. Ruhum daralıyor, kendimi bir cenderenin içinde hissediyordum. Ne kadar oyalansam da geçmiyordu ruhumdaki kasvet.
Zaman durmuş gibi gelirken işin garibi yıllar geçiyordu. Alışıyor insan her şeye. Hasretin hep içimde olsa da acıtmamaya başlamıştı zamanla. Şimdi olacak şey miydi bu? Gelsem yanına, bak buradayım desem… Ah ne çok isterdim ama hayır bunu kendime bir daha yapamazdım.
Tekrar göz göre göre ateşe atamazdım kendimi.
En güzel dileklerimi sıralayıp son kez baktım sana uzunca. Hoşça kal…
Editör: Fatma Karataş