“Senin için olmayan şeylere ne kadar uzun süre vakit harcarsan senin için olanı da o kadar uzun süre ertelersin.”
Hayatta insanın en büyük kaybı çoğu zaman fark edilmez: Yanlış şeylere harcanan zamandır. Çünkü zaman, para gibi geri kazanılamaz; akıp gider. Ve insan hakikaten kendisi için olmayan işlere, ilişkilere, hayallere, alışkanlıklara ne kadar çok sarılırsa aslında kendisi için olanı o kadar geriye atar.
Bir tarlayı düşün. Toprak sınırlı. Sen oraya işe yaramayan tohumlar ekiyorsun günlerini sulamakla geçiriyorsun. Bir bakıyorsun ki verimli olan tohumları ekecek yer kalmamış. İşte insanın ömrü de böyledir. Yanlış şeylere emek verirken doğru olan için toprağın boşluğunu tüketirsin. Hayat, sürekli seçimlerden ibarettir. “Buna evet” dediğinde fark etmeden başka şeylere hayır demiş olursun. Ama mesele şudur: Senin için olmayan şeye evet dediğinde senin için olana hayır demiş oluyorsun. Bu yüzden hangi şeye zaman ayırdığın aslında kim olacağını belirler.
Birçok insan, sırf alışkanlıklarından, sırf çevresine uyum sağlamak için kendine ait olmayan şeylerle yıllarını tüketir. Yanlış bir işte çalışır, yanlış insanlarla vakit geçirir, yanlış hayallerin peşinden koşar. Sonra bir gün aynaya baktığında sorar: “Ben bu yılları kimin için yaşadım?” İşte cevabı acıdır: Kendin için değil. Senin için olmayan şeyler seni oyalar. Oyalamak ise en büyük ertelemedir. Çünkü oyalanırken kalbin büyümez, zihnin derinleşmez, yolun açılmaz. Sadece vakit geçer. Ve zaman, fark etmeden seni hakikatin uzağına taşır. Oysa senin için olan şey, seni çağırır. İçinde bir kıpırtı uyandırır, gözünü ışıldatır, ruhunu diri tutar. Ama sen onu sürekli ertelersen bir gün o da senden uzaklaşır. Çünkü her çağrı sonsuz değildir. Kapılar kapanır, fırsatlar kaybolur. Ve sen, olmayanla vakit harcadığın için olanı kaçırmış olursun. Asıl mesele cesaret edebilmektir. Çünkü insan çoğu zaman biliyor aslında kendisi için olmayan şeyleri. Fakat kopamıyor. Bağlı kalıyor. Kimi zaman korkudan, kimi zaman bağımlılıktan, kimi zaman da yalnız kalmamak için. Ama bil ki yanlışla oyalanmak, yalnızlıktan daha yorucudur. Çünkü yalnızlık, yeniye kapı açar; yanlış ise kapıyı kapatır.
Hayatta sana ait olan şeyler vardır: Bir yol, bir iş, bir dost, bir aşk, bir çağrı. Bunları bulmak için olmayanları bırakman gerekir. Çünkü olmayanlar olanların önünde perde gibi durur. Yanlış insanlarla dolu bir çevrede doğru insanı bulamazsın. Yanlış alışkanlıklarla geçen bir günde, doğru adımı atamazsın. Her erteleme, aslında bir kayıptır. Çünkü ömür sınırlıdır. Bugün kendine ait olmayan şeylere harcadığın saatler bir daha geri gelmez. O yüzden her anını şununla ölç: “Bu gerçekten bana mı ait?” Eğer cevabın hayırsa orada kalma. Çünkü kalmak, seni ait olduğun gelecekten uzaklaştırır. Sonunda şu gerçek anlaşılır: Senin için olmayan şeylere vakit harcamak, kendi hayatını başkasına kiralamaktır. Senin için olanı seçmek ise kendi hayatının ev sahibi olmaktır.
Ve unutma, ‘Ertelediğin şey, hayatındır.’