Kirpi oyuncak ayının elinden tutmuş Ayaklarını duvara dayamış Elinden tutmuş. Unutmuş kirpi her şeyi Nefesini tutmuş. Gökyüzüne bakmış. Büyük bit yaprak düşmüş Oyuncak ayının üzerini
Ellerini koydum elimin üstüne. Kıskandı kalbim. Kızıyorum kendi kendime. Boşa sensiz geçmiş senelerim Sevmemişim. Miş gibi yapmışım Şimdi bildim. Bana da onlara da yazık. Bu
Kahverengi bavula doldurdum hayatımı, Siyah sapı elimde gidiyorum. Kaybetmek yazılı duvarları evimin. Hepsi emek gerektirdi. Çok kan kaybettim. Ölmedim, Ölmedin senin yaşadığın Benim öldüğüm siyah
Kendi kapattığımız kapıların ardında. Yorgun uyuyakalmışız. Anlamsız değil mi sence, Beklemek açanı? Durum tam da böyle. Tüm bilinen doğrulara savaş açıyorsun. Kaybediyorsun. Kaybedişlerim asil falan
Karanlık bazen sadece karanlıktır. Aydınlığa ihtiyaç duyanlar. Yeteri kadar karanlıkta kalmamıştır. Çok da kötü olmamalı Bu kadar düşmüşken insan içine.
Duygular denizime hoş geldim. Kapılar açık çıkar ayakkabıları Kıyafetlerin kırışık öylece gir. Üstü başı, ceketi ayrılığa bulanmış. Bir adaya çıkmış da
Yumuşak Saçlı Kadın Plazanın on yedinci katındayım. Buradaki daireler ufaklar ama güzel yapılmışlar. Ben bir keman sanatçısıyım, konserden konsere koşturuyorum. Ne evliyim ne de doğru
Hamit Doğan Bu tren istasyonuna kaçıncı gelişim oldu ama hâlâ hangi yöne gideceğimi bilmiyorum. Tek bir fikrim var, o da gitmek. Korkulu bir rüyadan uyanır
Hamit Doğan 1970, İzmir doğumludur kendileri. Anne baba Öğretmen tabii. Gezmiştir onlarla Amasya, Burdur. Kardeşi Işıl dünyasına girince iki kız oyunlarda bulmuşlardır kendilerini, sonra da
Hamit Doğan Plazanın 17. katındayım. Buradaki daireler ufak ama güzel yapılmış. Ben bir keman sanatçısıyım; konserlerden konsere koşturuyorum. Ne evliyim ne de doğru düzgün bir
Hamit Doğan Sabahı karşıladım. Ne güzel, tüm arkadaşlarım toplanmış şarkı söylüyor. İnsanlar bu zamana “kuşluk vakti” diyorlarmış. Bizim vaktimiz. Sabah ezanı sonrası insanlar dışarıda arı