Onur Bey, okyanus kıyısında bulunan orman içerisindeki kulübede yaşıyordu. Kulübenin masa ve sandalyeleriyle duvarlarının odundan yapılması, nostaljik bir hava vermişti. Doğanın ortasında, çimlerin ve çiçeklerin
Anılarda mı kaldım, anılara mı hasretim? Geçen zamana değil sitemim. Geçen zamanın değerini koruyamayıp şu ana taşıyamamaya. Bu günlerde burun sızım daha bir sancılı.
Mert çok başarılı, aranılan, güvenilen, işinin ehli bir psikiyatri doktorudur. Yoğun çalışma temposuna rağmen; sevdiklerine zaman ayırmayı bilen, nazik, civanmert bir kişidir. Centilmenliği dillere destandır.Mert,
Elif, hedefe ulaşmanın verdiği hazla, eline aldığı romanına bakıp gözlerinde tutuklu kalan yağmur tanelerini azat etti. İçindeki boşluğun bir nebze de olsa dolması, ruhuna huzur
Büyük hayallerle başladığı hastanedeki işine erkenden geldi Esma. Hiç böyle hayal etmemişti, işe başlayalı daha beş ay olmuştu ama bu onun için yıllara bedeldi. Kafeteryaya
"Öğrenmeye aç, bilgi avcılarıyla bizim işimiz. Gönüllere dokunur, tek tek ruha yolculuk yaparız. Hislerin tercümanıdır her bir harfimiz. Virgülle nefes alır, noktada dinleniriz. Bitmeyen cümlelerde gizlidir
"Heyecanla Türkiye'deki eşyalarımın gelişini bekliyordum. Bilmiyordum aslında tüm eşyalarım gelse de beni sever diye annemin aldığı kahvenin ya da bir haylayfın, gözyaşlarıma hakim olamamama sebep
Yetti bana bu hasret, hiç dayanamıyorum. Sabırla helva koruk, ben sabredemiyorum. Gönlüm yorgun, perişan; toparlanamıyorum. Hakk'tan dileğim vuslat; her dem yalvarıyorum.
"Siyahın asaletinin iyice hissedildiği, gecenin ürpertici yalnızlığının hakim olduğu, ayın en saf ve masum haliyle yanımda olduğunu hissettiğim andı, kalemime sarıldığım an.