Uzun ince bir yolun yolcusu aciz bedenim. Zamanın akışında bir yolcu olmak elbet emek ister. Girdiğim yolun çatalları aklımı karıştırırken seçenekler ne kadar da çetrefilli.
Yazar: Ümmüsülsüm Hasyıldırım Kalbim, ıssız bir sokakta yalnız başına savrulan bir yapak gibi başıboş sürükleniyor. Sokak lambalarının titreyen bir çocuk gibi yanıp sönen fersiz ışıklarından
Bugün yine günlerden pazar. Yazsam mı yazmasam mı? Bir belirsizlik içindeyim. Acaba okur yazmamı bekler mi? Şöyle güzel bir öykü yazsam, biraz dramatik olsa. Biraz
Yolcu yolda gerekti. Yol yolcuya gebeydi. Firak vuslata gebeydi. Yüreğimde kelebekler uçuşuyor, umutla heyecan, saatin akreple yelkovanı gibi birbirini takip ediyordu.
Bir varmış bir yokmuş hesabı hayat Can. Ne ardı var ne de önü. Yüreğimde bir düğüm. Çözmek imkânsız, olmuş kördüğüm. Hasretini yorgan yapmıştım, eskidi şimdilerde.
"Yaradılış gayemiz nedir?" sorusu takılır bazen aklıma. Yiyip içmek, gezip tozmak için olmasa gerek bunca nizam ve intizam. Asırlardır bir doluyor bir boşalıyor kâinat. İlk insandan itibaren
Bazen kaybolduğunuz kısır bir döngüdür hayat. Görünmek istersiniz, görecek göz ararsınız. Mühürlü kalplerde yol ararsınız. Sığınacak bir göğüstür tek derdiniz.Değersiz bir eşya gibidir varlığınız. Bir
Bir yürek ister fedakârlık. Cesaret ve sabır ister. Sevginin gücü getirir o sabrı ve cesareti. Sanatkâr ruh işidir. Duygusallığı, cömertçe verebilmeyi gerektirir.
Ankara'nın göbeğine, geleceğin duayeni olacağından habersiz; sonbaharın sararan yaprakları arasında, topraktan narin bir çiçek gibi süzülen, beyaz tenli, kestane rengi saçlarıyla cıvıl cıvıl bir kız