Friglerin Düğünü

Şaziye İNCELER

Geçen hafta hem bir dost ziyareti yaptık hem de Milattan önce 1200’lü yıllarda yaşamış olan Frigyalıların diyarı olan Afyonkarahisar’a gittik. Yanımızda okullar kapandığı için tatili başlayan ve anne-babası çalıştığı için bizimle Batı Anadolu turuna çıkan torunumuz da vardı.

Şunu hemen söylemeliyim ki buralar gerçekten gezilip görülmesi gereken muhteşem yerler…”  “Buraya gelince Üçler Kayasındaki aile dostumuz olan Recep abinin aile pansiyonuna yerleştik. Bu yörede bundan yaklaşık olarak 3000 sene önce yaşamış olan Frigyalıların kayalara oyulmuş evlerini ve tarihi birçok yapıyı görebilirsiniz.

Gezimize Afyon valisinin özel çabalarıyla muhteşem bir hâle bürünen Ayazini ziyareti ile başladık. Tarihi dokuya zarar vermeden restore edilmiş çok güzel ve tertemiz bir yer. Daha sonra Döğer ve Üçler Kayasındaki tarihi yapıları ve Kral yolları ile Kral mezarlarını gezdik. Bu arada Recep abi bize buraların tarihi ile ilgili muhteşem açıklamalarda bulundu. Hatta tarihteki ilk apartman tarzı 4 katlı taş oyma binalarının burada olduğunu bize gösterdi.

Defalarca Nevşehir ve Kapadokya civarını gezmiş biri olarak buraların daha bakir ve en az oralar kadar güzel ve görülmeye layık olduğunu söylemeliyim. Bugün “Frig Vadisi” olarak bilinen turistik ve tarihi bölge ise temel olarak Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar üçgeninde yer alır. Tarihçesinde ise Frigyalıların, M.Ö. 1200’lerde bölgeye yerleşmiş, Kral Midas ile ünlenen, kayalara oyulmuş şehirler ve anıtlar inşa etmiş bir uygarlık olarak anlatılır. Eeee, gezmek yorgunluktur. Yorucu bir günün ardından Ayşe ablanın nefis yemekleri ile karnımızı doyurduk. Yemek sonrası çay sohbetleri sırasında Recep abi anlatmaya başladı.

‘‘Frigya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarında, güneş dağların ardına çekilmeye başladığında, tüm şehir tek bir yürek gibi atmaya başlamış. O gün, Kral Midas’ın sadık komutanlarından birinin kızı olan neşeli Lina ile şehrin en yetenekli çömlek ustası Ariyon’nun düğün günüymüş. Frigya toprakları, uzun zamandır böylesine büyük bir coşkulu düğüne ev sahipliği yapmamış.

Düğün, Frigyalıların kutsal saydığı bereket tanrıçası Kibele’nin tapınağına yakın, ulu meşe ağaçlarının gölgesinde başlamış. Lina, elleriyle dokuduğu,  göz alıcı bir pelerin giymiş. Saçları ise taze kır çiçekleri ve Frigya’nın simgesi olan fibulalarla (çengelli iğneler) özenle tutturulmuş.

Arion, konukların arasından geçerek Lina’nın yanına geldiğinde, tapınağın rahipleri genç çiftin üzerine bereket getirmesi için kutsal topraklardan serpmiş.Törenin ardından şenlik alanı bir anda âdeta bir renk cümbüşüne dönmüş. Frigya düğünlerinin vazgeçilmezi olan müzisyenler sahne almışlar… Müziğin ritmi yükseldikçe, konuklar Frigya’nın coşkulu ritimleriyle dansa durmuşlar.’’

Hepimiz kulaklarımızı açmış, heyecanla Recep abinin anlattıklarını dikkatle dinlerken, âdeta Friglerin düğününü yaşıyormuş gibi canlanmıştık. Birden pansiyonun karşısındaki kayaların ardında havai fişekler parlamaya ve gökyüzü renkli cümbüşlü bir aydınlığa kavuşmuştu ki 9 yaşındaki torunum hepimizi kahkahaya boğan o cümleyi söyledi:

‘’Dedeciğim, Recep amca, bakın, Frigler gene düğün yapıyorlar…’’

Related posts

Web Tasarımı Bir Meta Haline mi Geliyor?

Stradivarius: Hayır, Giyim Markası Olan Değil

Van Gölü Ekspresi: Doğanın Kalbine Uzanan Yolculuk