Kemal Güven YENER
Yıldızlar ninni okuyor.
Mezarlardan doğruluyor, kefensiz ruhlar.
Küflü kemikler ağıyor toprağa.
İpil ipil bir yalnızlık yağıyor.
Hu sesleri karışıyor,
Ölülerin ağıt seremonyasına.
Hu diridir, nefesi kendine müsemma.
Bir çoban kavalı ıslıyor gözlerini.
Bir kabir kabz’ediyor, o küflü kemikleri.
Azrail bırakmış, Cibril uğramaz o ölüm denen çukura.
Biz çukuru aştık diyor kimi.
Uzanıp en güzel, bereketli bahçalarda.
Kardeşlerim bilmek yetmiyor, paylaşmayınca.
Beden denen çukurda Öz’ü nü kabzeden nefsi aşmayınca.
Kardeşlerim.
Çıplak geldik çıplak gidiyoruz madem.
Öyleyse bu gözü doymazlık neden?
Sonra yine ay vuruyor,
Mezardan bir deniz yakamozlanıyor.
Halaya duruyor bütün güzel ins(an)lar.
En başlarındakini tanıyorum.
Hüseyin(RA) Cennet, gençlerinin efendisi.
Ardından Hamza(RA) geliyor ki bir yiğid-i merdan.
İşte o (An) dikiliyor elif oluyorum.
Enel Hâk diye bağırasım var.
Duymasa da o nasipsiz yürekler.
Ve görmese de kör özler.
Bir kez ağzımdan çıktı bu sözler.
Enel Hâk diyorum.
Ben Haktanım Hâk benle biliyorum.