Gölgesiyle Konuşan Genç 2. Bölüm

Nurten ASLAN
…Seçim Yapamamak:

Leon:

  • Gölge şu adam neden olduğu yerde dönüp duruyor? Bir sağdaki yola bakıyor, bir soldaki…

İki adım atıyor, sonra vazgeçip geri dönüyor.

Gölge:

  • Çünkü o iki hayatı birden yaşamaya çalışıyor Leon. Ama insan bir gövde ile iki ayrı nehirde yüzemez. Seçim yapmamak da bir seçimdir; ama bu her iki kıyıyı da kaybetmeyi göze almak demektir. Birini seçemediği için aslında ikisini de sevmiyor o sadece kendine en az acı verecek yolu arıyor. Aşk mı, yoksa ihtiyaç mı?

Leon:

  • Belki ikisini de çok seviyordur, olamaz mı?

Gölge:

  • Eğer ikinci birine ihtiyaç duyduysa birincisini yeterince sevmemiştir. Leon. Gerçek aşk bir ormanın içindeki tek bir ağacı görüp geri kalan her şeyi gölge sanmaktır. Oysa bu adam, birinin sıcaklığını diğerinin parıltısı ile dengelemeye çalışıyor. Bu aşk değil ruhundaki boşluğu farklı renklerde yamama çabası.

Leon ve gölgesi,  şimdi de her yerin devasa aynalarla kaplı olduğu ve herkesin kendi yansımasına taç giydirmeye çalıştığı benlik kalesine varırlar. Burası, seslerini hep “Ben” diye başladığı ama kimsenin birbirini duymadığı bir yerdir.

Dev Aynası:

Leon:

  • Gölge, buradaki insanlar neden bu kadar büyük görünüyor?

Gölge:

  • Onlar kendilerini ego aynasında seyrediyorlar Leon. Ego, insanı olduğundan büyük gösteren bir büyüteçtir. Ama bir balon ne kadar şişerse içindeki boşlukta o kadar büyür kendini dev sananlar aslında en küçük bir iğne darbesinden en çok korkanlardır.
Egonun Dili:

Leon:

  • Neden herkes sadece kendi başarılarından bahsediyor? Kimse kimseye nasılsın diye sormuyor?

Gölge:

  • Çünkü egonun dünyasında sadece bir kişilik yer vardır Leon. Ego kalbin etrafına örülmüş yüksek bir duvardır. Seni koruduğunu sanırsın ama aslında seni yalnızlığa hapseder. Ben kelimesi ne kadar çok kullanılırsa biz mucizesi o kadar çabuk ölür.
Beklemenin Ağırlığı:

Leon:

  • Şu insanlar neden heykel gibi durmuş bekliyorlar?”

Gölge:

  • Onlar bir işaret bekliyorlar Leon, git ya da kal denmesini. Belirsizlik içinde beklemek bir karanlıkta sessizce oturup birinin ışığını yakmasını ummaktır. Oysa en büyük hata belirsizliğin kendisini bir cevap sanmamaktır. Bazen bir cevabın olmaması da bir cevaptır; Kendi yolunu kendin çiz demektir.
İhtimallerin Yükü:

Leon:

  • Ya yanlış tarafa gidiyorsam?

Gölge:

  • Belirsizliğin güzelliği de budur: Her yön yanlış olabilir ama her yön doğruya da çıkabilir.

İnsanlar sürekli ‘Ya olmazsa’ endişesinden  ‘Ya olursa’ mucizesini kaçırıyorlar.

Belirsizlik seni durdurmamalı aksine her adımı daha dikkatli ve daha biçimli atmanı sağlamalıdır. Yanlış yol yoktur Leon. Sadece öğrenilmesi gereken dersler vardır.

Yolun Görünmemesi:

Leon:

  • Gölge, önümü göremiyorum bir adım sonrası uçurum mu yoksa çiçekli bir bahçe mi? Bu sis beni korkutuyor.

Gölge:

  • Belirsizlik zihninin en büyük düşmanı, ruhun en büyük sınavıdır Leon. İnsanlar sonu belli olmayan yollardan korkarlar. Çünkü kontrolün kendilerinde olmadığını hissederler. Ama unutma her şeyi görebildiğin bir yolda macera yoktur. Sadece bir gidiş vardır. Sana sadece şimdi attığın adıma odaklanmanı fısıldar.
Kıskançlığın Gölgesi:

Gölge düşürenler tepesinde bir çocuğun yaptığı resmi görmezden gelenleri izlediler.

Gölge, “Kıskançlık, başkasının lambasını söndürürsen kendi lambanın daha parlak yanacağını sanma yanılgısıdır.” diye fısıldadı. “Başarılı birini yok saymak, gökyüzüne avucunla kapatmaya çalışmaktır; sadece kendi elinin içini görürsün.”

Leon gözlerini kapattı. Meydanın gürültüsünü yavaşça bir rüzgâr fısıltısına dönüştürdü.

İmkânsız Aşkın Serabı:

Önce seraplar sahiline vardılar denizin ortasında sürekli güneşe doğru yüzen bir adam gördü Leon.”Neden duymuyor?” diye sordu.

Gölge cevap verdi:

  • O imkânsız aşk Leon. İmkânsız aşk bir aynadır. Orada sevdiğin kişiyi değil kendi yetersizliğini görürsün. Başkasının ışığında erirken kendi içindeki mumu söndürürsün.

Gölge:

  • Öğrendin mi Leon? Mesafe yollarla değil, farkındalıkla ölçülür.

Leon derin bir nefes alır ve gözlerini aralar. Güneş hala aynı açı ile vuruyordur bankın üzerine. Dünya saatinde yelkovan sadece bir milim oynamıştır. Yani dünya için sadece bir saniye, Leon için ise bir ömür geçmiştir. Yanından yine aynı hızla adam geçmektedir. İlerideki kadın hala telefonuna bakarak ağlıyordur. Her şey aynıdır ama Leon artık aynı Leon değildir.

“Leon yavaşça banktan kalkar. Cebindeki durmuş saati bir kenara bırakır. Artık zamanı ölçmek için saate ihtiyacı yoktur. Çünkü o sonsuzluğu bir saniyelik bir iç huzur yolculuğa sığdırmayı başarmıştır. Gölgesi ise her zamankinden daha dik her zamankinden daha aydınlık bir şekilde peşinden geliyordur.

1. Bölüm linkte: Gölgesiyle Konuşan Genç 1. Bölüm Okumak İçin Tıklayın

Related posts

Geleyim Sana

Mış Gibi

Klasikleşmiş Bir Roman: Yaprak Dökümü – Reşat Nuri Güntekin