Psikolojik Danışman/Eğitmen/Yazar
Son yıllarda en çok duyduğumuz kelimelerden biri “travma” oldu. Hayal kırıklığı yaşadığımızda travma, eleştirildiğimizde travma, bir ilişki bittiğinde travma, istediğimiz olmadığında travma…
Oysa her acı travma değildir.
İnsan hayatı zorluklarla, kayıplarla, ayrılıklarla ve hayal kırıklıklarıyla örülüdür. Bunlar can yakar, bazen günlerce, bazen aylarca etkisini sürdürür. Fakat ruhun incinmesi ile ruhun derinden yaralanması aynı şey değildir. Travma, kişinin güvenlik duygusunu sarsan, baş etme kapasitesini aşan ve yaşamını uzun süre etkileyen ağır bir ruhsal deneyimdir. Her üzüntüyü bu kavramla açıklamaya çalışmak, gerçek travma yaşamış insanların yaşadıklarını görünmez hâle getirir.
Bugün psikolojiye ait birçok kavram, sosyal medyanın hızlı tüketilen dilinde anlamını kaybetmeye başladı. “Toksik”, “narsist”, “travma”, “tetiklenmek”… Bilimsel anlamları olan bu kavramlar, günlük konuşmalarda gelişigüzel kullanılınca hem kavramlar bulanıklaşıyor hem de insanlar yaşadıkları duyguları doğru tanımlayamaz hâle geliyor.
Oysa insanın üzülmesi normaldir. Yas tutması normaldir. Hata yapması, pişman olması, reddedilmesi ve zaman zaman kırılması da hayatın doğal akışının bir parçasıdır. Psikolojik sağlamlık, bu duyguları hiç yaşamamak değil; onları sağlıklı biçimde işleyerek yeniden ayağa kalkabilmektir.
Her acıyı hastalık olarak görmek de doğru değildir. Çünkü insan ruhu yalnızca kırılmaya değil, iyileşmeye de programlanmıştır. Acılar bazen bizi olgunlaştırır, sabrı öğretir, kendimizi tanımamıza vesile olur. Elbette bunun istisnaları vardır ve gerçek travmalar profesyonel destek gerektirir. Ancak yaşadığımız her zorluğu travma olarak adlandırdığımızda, hayatın doğal sınavlarına karşı direnç geliştirme imkânımızı da zayıflatmış oluruz.
Kelimeler yalnızca iletişim aracı değildir, düşünme biçimimizi de şekillendirir. Bu yüzden psikolojik kavramları yerli yerinde kullanmak, hem bilimsel doğruluğa hem de ruh sağlığımıza karşı bir sorumluluktur.
Hayat bazen can yakar. Fakat her can yakan şey travma değildir. Bazen yaşadığımız şey, sadece insan olmanın kaçınılmaz gerçeğidir. Ve çoğu zaman, insan düşündüğünden çok daha güçlüdür.