İyi Ki 1.Bölüm

Ali Furkan ADATEPE

Hayatımdaki kadını tanıyamıyordum artık. Evlendiğim kadınla şimdiki kadın arasında o olay vardı. Olanlardan sonra dönüştüğü kişinin hayatında hiçbir amacı yok gibiydi. Gülüşüyle bütün zamanı durduran, hayatıma neşe saçan, o enerji dolu kadın gitmişti. Gülüş; o, nişandaki bana bakarak aydınlanmış doğal yüzünden akan gülüş… Karamsar yüzüme ve olumsuz düşüncelerle dolu olan hayatıma bir anda girmiş, bütün kara bulutları dağıtmıştı. Bir yandan ayaklarımı yere daha sağlam ve kendimden emin bastıran, bir yandan da sanki uçuyormuşum gibi hissettiren gülüş.

Sevgilim ellerimin arasından kayıp gidiyordu. Çalıştığı rehabilitasyon merkezine sabah sekizde giriyor, akşam yedide çıkıyordu. Eve gelince de hazırladığım yemeği yalnızca karnını doyurmak zorunda olduğu için yiyor, hiç konuşmuyor ve yatana kadar sadece “dinleniyordu”. Bir şeyler yapmam gerektiğini biliyordum. Kararımı vermiştim. O çalışırken planımı devreye sokacak, eve geldiğinde ise artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktı.

Bütün bunları düşünerek kırmızı ışıkta, aracımın içinde beklerken direksiyonu sıktığımı hatırlıyorum. Eşime haber vermeden çıkış işlemleri yaptığım bireysel emeklilik sisteminden gelen para hesabıma yatar yatmaz yola koyulmuştum. Tam da dedikleri saatte yatmıştı. Bir yandan da tereddütte kalarak “Bu sıkışık durumda yaklaşık beş yıldır biriken bu meblağ ondan habersiz harcanır mıydı?” diye düşünmüştüm. Buna rağmen kararım kesindi. Yeşil ışığın yanmasıyla gaza yüklendim. Biricik sevgilime iyi geleceğini biliyordum. Küçüklükten beri hayaliydi. Bir golden Retriever cinsi köpeğinin olmasını ve onu bebeklikten itibaren büyütmeyi istiyordu. Buradan dönüş yoktu. Bu konuda hiçbir deneyimimiz olmamasına ve apartmanda yaşamamıza rağmen birlikte yaşayabiliriz diye düşünmüştüm. Bir internet sitesinden bulduğum, merkeze yakın bir köyde daha ikinci ayını tam tamamlamamış yavru beni bekliyordu. Köye doğru yol alırken Edirne merkezde telefonla konuştuğum kişiyi aldım. Beden eğitimi öğretmenliği okuduğunu söyledi, meslektaş olduğumuz ortaya çıkınca fiyatta da indirim yaptı. Ancak hiçbir fiyatın böyle bir dostu satın alamayacağını o zamanlar daha bilmiyordum.

Köye varınca minicik burnu, bembeyaz tüyleri, parmağım kadar kuyruğu ve boncuk boncuk gözleri ile bana bakan bir yavru ile karşılaştım. Onu görür görmez heyecanlandım. Cebimdeki bütün parayı çocuğun eline tutuşturup “Merhaba bebeğim!” diyerek onu kucağıma aldım. Annesinin ve kardeşlerinin yanında koşturarak oyunlar oynuyordu. Minik yavru, ben ve meslektaşım birlikte tekrar Edirne’ye dönmek üzere yola koyulduk. Arabaya binince ağlamaya başladı ufaklık. Nasıl da feryat figan ağlıyordu. Çok üzülmüştüm ona ama bugünü ona unutturacaktık. O da bize o günleri… Veterinere gitmemiz gerektiğiniz söyledi çocuk. “Abi mutlaka veterinerin olması lazım, aşıları daha tamamlanmadı yavrunun.” dedi. Onlar evcil hayvan pasaportu çıkarmış, birtakım aşılarını yaptırmışlardı ama hepsini değil. Daha ismi bile yoktu hatta. Pasaportu oturduğu koltuğun yanındaki cep bölmesine bırakmasını söyleyip, bir sonraki gün veterinere gitmek için haberleşmek üzere müstakbel meslektaşımı çarşıda bir yere bıraktım ve yavruyla evin yolunu tuttuk.

Eşimi işten almam gerekiyordu ve çok da heyecanlıydım. Yavruyu görünce ne tepki verecekti acaba? Eve yakın bir yerden kurdele ve kediler için olan taşıma kutusu aldım. Çünkü memlekette maalesef köpekler için olan ürünleri bulmak zor. Eve gelince yavruyu eve bıraktım, koklaya koklaya yürümeye başladı. Ben de kafesi kırmızı kurdele ile bir güzel süsledim, fiyonk yapıp dış kapının hemen önüne koydum. Balkon kapısını da açtım, yavruyu öperek eşimi almak için yola çıktım. İş yeri çok uzak değildi ama geç de kalmak istemiyordum.

Begüm arabaya bindi. Belli ki günü yine kötü ve yorucu geçmişti. Suratı asık ve gergindi. Başının ağrıdığını, yol boyu konuşmak istemediğini, radyoyu kapamamı söyledi. Kısacası diğer günlerin aynısıydı. Bu işe başladığında belki ona daha iyi gelir diye düşünmüştüm. Yeni öğrenciler, yeni heyecan ve mesleğinin zirvesinde bir özel eğitim öğretmeni… Bütün bunları zihnimden geçirince iyi olur diye düşünmüştüm ama düşündüğüm gibi olmamıştı.

Devamı var…

Related posts

Anlık Dopamin

Kalp Ağrısı

Hz. Süleyman 8. Bölüm