Yazar Nuray Balcı
Hazal, her zamanki gibi hazırlanıp bilgisayarının başına oturdu. Görüntülü aramasını yaptı. Burhan aramayı cevapladı ve kitabını eline alıp okudu. Okuma saati bitince yarın için “aynı saate görüşürüz” diyerek vedalaştı. Bunu gören Ömer; ‘’Teyze sen öğretmen misin?” diye gülümseyerek sordu. Hazal yumuşacık ses tonuyla ‘’hayır teyzecim, öğretmen değilim ‘’dedi. ‘’Peki neden o çocuğa kitap okutuyorsun?’’ dedi. ‘’Ahh çocuk! Ne derin soru sordun ne çok cevabı olan soru bu böyle.’’
“O yavru da akıcı okusun, okuduğunu anlasın, okumayı sevsin, yeni bilgiler edinsin, hayal dünyası genişlesin, zamanını daha kaliteli geçirsin, ‘beni de bir abla okutuyordu her gün aynı saatte hiç vazgeçmeden ben onun desteğiyle okumayı sevdim, ilerlettim. Hatta yazdım…’ desin! ‘’ O da faydalı olsa başkalarına, bu güzel olmaz mı? Şu hayatta iyilik çoğalsa, iyi olsak, iyi yaşasak daha harika olmaz mı? Bir amacı olan, bir iyilik yapmak isteyen, bir iz bırakmak isteyen herkes bunu yapabilir. Bunun için illa da öğretmen olmaya gerek yok balım!’’ diye cevapladı Hazal.
Ömer, ‘’İyilik meleği olmaya gerek var ama galiba teyzecim.” diyerek gurur dolu bakışlarla teyzesine sımsıkı sarıldı.
Hazal, ‘’ Ayrıca öğretmen, sadece okulda olmaz ya da sadece okutan olmaz. Her insandan bir şey öğrenebilir insan. Öğretmenlik yürek mesleğidir.” dedi.
Ömer, “Peki okulda kitap okumuyor mu?” diye soru sorunca Hazal, “Okul da okuyor elbette ama sadece okulda okumak yeterli değil ki balım. Okumayı sevip alışkanlık haline getirene kadar her gün okursa çok daha iyi olur. Daha sonra kendi her istediği anda okuyacak hem de her istediği yerde parkta, otobüste, tatilde…”
Ömer, “Ya nasıl güzel inşallah teyzecim.” dedi ve ekledi “Öğretmenlik nasıl yürek işidir?”
Hazal, “Öğretmenlik sadece bilgi paylaşmak değildir balım. Bu mesleği yapan ya da yapmayıp iyilik meleği olan herkesin yüreği sevgi doludur, güvenlidir, merhamet sahibidir.” dedi.
Editör: Fatma Karataş