Yazar: Medine Mehtap Uzun
Ey kadim dostum,
İlmin dili, irfanın nişanı, kalem!
Yine sessizsin…
Yoksa sözler de mi yoruldu artık hakikati taşımaktan?
Bir vakit sen bana yazmayı öğretirdin,
ben sana duayı…
Şimdi sen suskunsun, ben yorgun.
Sanki kelimeler, yolunu şaşırmış birer yolcu gibi
kendi anlamını arıyor kâğıt beyazında.
Ey kalem!
Söyle bana, hikmet neden saklandı gözlerden?
Bilgi çoğaldı, lakin idrak azaldı.
Söz çoğaldı, ama sessizlikteki anlam kayboldu.
Yazmak, artık bir eylem değil,
bir direniş oldu bu çağda.
Bir zamanlar seninle
cehaletin duvarlarına harflerle yürürdük.
Şimdi o duvarlar kalınlaştı,
mürekkebimiz ise sabırla inceldi.
Ama yine de yazacağız,
ta ki kalp mürekkebi kuruyana dek.
Ey hikmetin aynası,
ey ilahi sırrın dili olan kalem!
Söyle bana, hakikat hangi kelimede gizli?
Belki bir “âmin” de,
belki bir “sus” da,
belki de gözyaşının sükûtunda.
Yazalım o hâlde,
yüreğinle tut beni, ben seninle var olayım.
Harfleri secdeye, cümleleri zikre dönüştürelim.
Her nokta bir duâ,
her virgül bir nefes olsun.
Ve bil ki kalem,
seninle başlayan her kelime,
hikmetin kalbinden doğar.
Edit: Orhan Özer