Nazmi sonunda yerinden kalkmış ve iki buçuk saattir yapmasını beklediğim nane limon karışımını yarım yamalak da olsa yapıp getirmişti. Kendisi de normalde elinden hiçbir şey
Mahur sokağındaki mahalle sakinlerini mis kokulu yaz sabahında alçak damlardan aşıp gelen turuncu ışık selamlarken, kedilerin çöp kovalarını paldır küldür devirmesi, ekmek kavgasına geç kalmamak
Onca yıl evlat aşkıyla yanıp tutuşmuş biri olarak vuslatı yazmak benim payıma düştü. Ne kadar da manidar! Onca yıl babasıyla aynı evi paylaşıp bir akşam
Annelik… Zamanın en sessiz, en derin hâli. Bir annenin kucağında saatler başka türlü işler. Gün, sabahla değil bir nefesle başlar artık. Dakikalar, bebeğinin ağlamasıyla uzar;
Günümüzde, gerek sosyal medya kullanımının artması gerek bilgiye kolaylıkla ulaşım imkânlarının çoğalmasıyla birlikte bir takım tehlikelerde baş göstermeye başladı. Derinleşme ihtiyacı hissetmeden, tüketim odaklı bir
Yeryüzünde insandan daha zalim, acımasız ve korkutucu bir varlık yoktur diye düşünüyorum. Diğer canlılar sadece tehlike anında savunma nedenli saldırganlaşırken insanoğlu ego başta olmak üzere
Hastalandığı yerde iyileşebilir miydi insan? Çaresizliklerine çare ararken isyan etmeden çıkabilir miydi düştüğü dipsiz kuyulardan? Uzattığı elini en sevdikleri tutmadığında yine güçlü kalabilir miydi? İçi
Sevgili Şerife Bacım! Bugünden geriye dönüp baktığımda tarihimizde ve kalbimizde derin izler bıraktığınızı görüyoruz. 30 Ekim 1918 yılında başlayıp 24 Temmuz 1923 tarihinde son bulan,
Şafak, gecenin sabaha evrilen ilk ışıklarıyla ne zaman uyanırsa uyansın, isminin taşıdığı o aydınlık umudun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini, hayatının askıya alınmışçasına donup kaldığını, her gün
Bazı yerler vardır; insan kendini orada misafir gibi değil, evinde gibi hisseder. Okur Yazar Kitaplar benim için tam da böyle bir yer oldu. İlk adımımı