Yusuf, arabada oturmuş bekliyordu. Eşi Selma, kızı Nil ve oğlu Eymen çantalarını almış gelmişlerdi arabaya. Bu hafta sonu mağara keşfedeceklerdi. Her hafta sonu mutlaka ailece bir etkinlik planlayıp uyguluyorlardı. Ailece bu durumdan çok mutluluk duyuyorlardı. Yeni yerler görmek, ailece vakit geçirmek hepsine çok iyi geliyordu.
Bu haftaki rotaları Amerika’daki Nutty Putty Mağarası’ydı. Yol boyunca sohbet ettiler, çerezler yediler, müzik dinlediler. Utah Gölü’nü de geçmişlerdi. Mağaraya vardıklarında Eymen ve Nil’in heyecanları yüzlerinden okunuyordu. Çantalarından birer hırka alarak arabadan indiler.
Babaları Yusuf;
‘’Hadi ekip maceraya başlıyoruz’’ dedi. Hep birlikte mağaraya girdiler. Eymen, hemen
‘’aaa baba şurada asılı hayvan nedir?’’ dedi. Yusuf;
‘’oğlum o bir yarasa ‘’dedi ve devam etti.
‘’Yarasalar; böcek, polen, meyve, hatta omurgalılar gibi farklı beslenen hayvanlardır oğlum” dedi ve ekledi. “Yarasalar, baş aşağıya uydukları gibi farklı konumda da uyuyabilirler. Bulundukları yere pençeleriyle parmaklarıyla sıkıca tutunurlar.’’ Eymen şaşkın ifadeyle;
‘’yaa demek baş aşağıya uyuyorlar ‘’ dedi. Gülüştüler, devam ettiler.
Kızları Nil, mağaranın girintili çıkıntılı yerlerini bulutlara benzetip hemen ‘’anneciğim bulutları görüyor musun?’’ dedi.
Annesi Selma Hanım ‘’evet kızım nasıl da gerçek bulutlar gibi’’ dedi.
Her biri ayrı ayrı keşifte bulunup yorumlanırken büyük keyif alıyorlardı. Mağarada ilerlemeye devam ederken yolun iyice daraldığının farkına varmadılar. Üşümeye başladılar. Yusuf sordu ‘’mağaranın soğuduğunun farkında mısınız?” diye. Eymen, ‘’sen söylemeden ben fark etmedim baba’’ dedi. Nil’in soğuktan dudakları morarmaya başlamıştı bile. Eymen ‘’baba bizde yarasalar gibi baş aşağıya iniyoruz değil mi?’’ dedi. Selma, “onlar uyuyor, biz iniyoruz dedi’’. Gülüştüler. Yusuf da evet der gibi başını salladı. Nil artık daha fazla dayanamayıp titremeye başladı.’’ Daha fazla ileriye gitmeyelim dönelim’’ dedi. O sırada annesi Selma Hanım hızlıca hırkasını çıkartıp Nil’e giydirdi. Yusuf ‘’daha aşağılarda hangi hayvanlarla karşılaşacağız ne şekiller göreceğiz merak etmiyor musun?” dedi. Selma araya girdi ‘’hayatım Nil’i dinlesek daha devam etmesek mi acaba?’’ dedi. Nil’in üşümesi geçmemiş hırka çözüm olmamıştı. Soğuktan dişleri birbirine vurmaya başlamıştı. Yusuf kararlıydı. Baş aşağıya inip mağaranın derinliklerini keşfedecekti.’’ İsterseniz siz dönün ben, devam edeceğim’ ’dedi. Yol gittikçe daralmaya devam ediyordu. Eymen’de annesine ‘’babam devam etsin ‘’deyince Selma çocuklarla yukarıya çıkmaya karar verdi ve geri döndü. Yusuf yolun darlığına aldırış etmeden, soğuğa rağmen devam ediyordu. Artık o da üşüdüğünü anlamıştı. Ve sıkışmıştı. Kolunu da sıyırmıştı, kanamaya başlamıştı. Nefesini boşalta boşalta zorlamaya devam etti ve canı iyice yanmaya başladı. Baş aşağıya kalmış, sıkışmış, kolundan yara almış ve üşümüştü.
Selma çocuklarla birlikte arabada beklerken hava karardı. Endişelenmeye başladı. Yusuf’un çoktan gelmiş olması lazımdı. Çocuklar beklerken uykuya dalmıştı. Selma eşini aradı fakat telefonuna ulaşılmıyordu. Yardım çağırmak için 911 ‘i aradı ve bekledi…
Yardım ekibini görünce çok sevinen Selma, heyecan ve umutla olanları anlattı ve beklemeye devam etti. Ekip mağaraya girdi. Yusuf’a ulaştıklarında konuşmaya hali kalmamıştı. Acı içinde kıvranıp inleyerek “beni buradan kurtarın “diyebildi. Makara sistemi kurdular. Yusuf tam yukarı çıkacakken makara sistemi koptu. Vakit iyice daralmıştı. Yeniden makara sistemi kurana kadar Yusuf acıdan, stresten, basınçtan ve soğuktan hayatını kaybetmişti.
Ekip yukarıya çıktığında Selma gözü yaşlı bekliyordu. Bu kadar gecikmelerinden, yüzlerinden anlamıştı. Ekipten Vedat Bey; “maalesef kurtaramadık” dedi. İçine o an köz doldurmuşlardı sanki Selma’nın. Bağıra bağıra ağlayan Selma’nın sesine uyanan çocuklar ‘’anne babamız nerede kurtaramadılar mı?” diyerek bağırıştılar…
Günler sonra bir mezarı bile olmayan Yusuf için beton mikseri mağaraya geldi ve beton döktüler sıkışıp kalan Yusuf’un olduğu yerden mağaranın başına kadar. Az da olsa içleri huzur doldu. Selma ve çocukların.
Bir daha da bu eksilen ekip asla maceraya kalkışmayacaktı. Asla keşfe çıkmayacaktı…
John Edward Jones’in hayat hikayesinden esinlenilmiştir…
Editör Kübra Çakar
Yazarın Kitabı
1 Comment
Yusuf lar… 🙏👏