Ömrüm boyunca okudum, iç istikrarımı böyle temin ettim. 2000 Yılından itibaren gazete köşe yazarlığı başladı. Sonra sıra kitaplara geldi. Şu ana kadar yayınlanmış 13 tane kitabım var.
Ben kendimi Müslüman olarak addediyorum. Bir Müslümanın başucu kitabı Kur’an’dır. O yükseklere konulan aksesuar değildir. İlk emri “Oku” oku anla anlat ve yaşa demektir. Çünkü insanın bilmesi gerekenleri bildirir. Ve sonraki emri ise “Yaz” der. O sebeple Hz. Muhammed (As) kendisine gelen vahyi yazdırmıştır. Niçin yazılması gerekiyor. İnsan hafızası unutabilir. Yazı uçmaz.
Okudun yazdın karşılık bulabildin mi? İlk etapta ben ayakta kaldım. Değer verdiğimi anlattım. Ve inancım bana değer kattı. Çığır açan biri olmadım, kendim oldum. Maddi kazanım yerine maneviyata önem verdim.
Bizim camia okuması gereken bir kesimdir. Ama ne yazık ki az okurlar. Daha çok dinlerler. Endişem ve korkum bir gün “Oku kitabını” diye önüne konulduğunda mahcup olacakları, önüne bakacakları kesin.
Etkin ve verimli bir hayat için şu formül gerekli. Üretken bilgi, manevi donanım ve maddi gereksinimlere ihtiyacımız var. Bilgi lazım ama üretilmesi gerekiyor. Yolu nasıl olur sorusuna Tunuslu Âlim İmam-ı Şatibî versin. O şöyle der:
“Kural koyanın maksadını anlamak esastır. Misali Kuran’dan verir. Bir lafız var onu okuduk, bir de mana var onu da anladık. Geriye maksat kalır. Allah’ın ihtiyacı olmadığına göre muhtaç biziz.”
Müfredat sahibi Ragıp el-ısfahanı farz kelimesini gerekli manasına verir. Geriye ne kaldı, nereye varacaksın denirse sevmek derim. Ben okumayı ve yazmayı sevdim. Nedeni iyi olduğu, güzel olduğu için derim.
Dünya hayatı kazanma yeri, kısa sürede çok kazanmakta mümkün. Allah için O’nun koyduğu yasaya göre davranış, iyi ve güzel davranışların karşılığı var. İnsan hayatı çabuk bitiyor. Ama rüştümüzü ispat etmiş oluyoruz. Yani ben bin yıl da yaşasam böyle yaşarım demiş oluyoruz.
Sözün sonunu şöyle bitirelim derim. Allah bana ömür verdiği müddetçe okuma ve yazma işim devam edecek inşallah! Çünkü bu benim işim, vazifem. Başarı ise Allah’tandır.