Türk edebiyatının en derin nefeslerinden biri olan Sezai Karakoç (1933–2021), hem şiiriyle hem de düşünce dünyasıyla çağını aşan bir isim olarak edebiyat tarihine adını kazımıştır.
Öğrenci velileri, barınak için topladıkları inşaat malzemelerini at arabalarına yükleyip bahçenin içerisine çeşitli erzakları getirmişlerdi. Velilerden biri, “Hocam, sen bunları kabul etmezsin biliyoruz. Bütün kasabayı,
Yeryüzünde insandan daha zalim, acımasız ve korkutucu bir varlık yoktur diye düşünüyorum. Diğer canlılar sadece tehlike anında savunma nedenli saldırganlaşırken insanoğlu ego başta olmak üzere
Güneşin o yıl yeniden doğuşu, benim için basit bir mevsimdönüşünden öte, bir çağın fısıltısıydı: Cumhuriyetin yenidevri. Savaşın izleri yeni yeni sarılırken, milletimiz yoksul amaonurlu bir
“Dokuzuncu satır” bir toplumun görünmez eller tarafından nasıl yönlendirildiğini, derin devletin gölgesinde kaybolan hayatları ve karanlıkta filizlenen bir direnişi anlatıyor.
Joseph Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu (1949) adlı eserinde kahramanın yolculuğunu (monomyth) üç ana bölümde, on yedi aşamalı bir süreç olarak tanımlamıştır. Bu yapı oldukça mitolojik,
İlk dondurulan adamın hikâyesi, bilimkurgu filmlerini aratmayan bir olayla başlar: James Bedford. Kendisi 1967 yılında tüm bedeni dondurularak gelecekte yeniden canlandırılmayı umut eden ilk kişi
Gecenin sırlı karanlığında, yağan sağanak yağmurda yok olmak ister gibi bir hali vardı. Yaşadıklarını kaldıracak gücü, elindeki şemsiyeyi tutacak mecali kalmamıştı. Bakışlarını semaya çevirdiğinde, yarını
Hani her insanın bazen bunaldığı başını alıp gitmek istediği günler olur ya. Canının sıkıldığı, gökyüzünün bile gri ve ağır göründüğü o yağmurlu günde koltuğa uzanmış,