Keskin soğuk kemiklerine kadar işlemişti Nevin’in. Hayatının en farkındalıklı anını yaşıyordu aynı zamanda en çaresiz anıydı. Rüyada bile olsa. Nefesi bile buhara dönüşüyordu. Karşısında puslu bir ayna duruyordu. Üzerinde:
‘’Suçlu sensin’’ yazıyordu. Yazıyı gördüğü an birden kaynar su döküldü başından aşağıya. Dondurucu havada, buz kesen elleri kıpkırmızı iken kan beynine sıçradı birden, yüreğinde çarpıntı hissetti. Geçmişe gitti bi an. Güzellik merkezinde çalıştığı ana. Müşteri kahve istemişti ondan ‘’Sade bol köpüklü olsun’’ demişti. Protez tırnak yaptıracaktı kadın, aynı zamanda ‘’Ekmek param mecburum bu işe’’ diyordu telefondaki konuştuğu kişiye. Neden bu söze takılı kalmıştı ki. Kendine yakın bulmuştu bu sözü demek ki…
Potansiyelini yaşayamayan insanların hayatın karşısında sürüklendiği bir ana daha şahit olmuştu ki. Bir puslu ayna daha belirdi karşısında,
‘’Her şey senden sana ‘’ yazıyordu aynada. Kim bilir belki de gerçekten öyleydi. Tırnak yaptıran müşteri Sevilay Hanım da hayatının tüm sorumluluğunu üstlenmeden ‘’Ekmek param mecburum ‘’a sığınmıştı. Çok derin bir sözdü bu. Hiç bu kadar düşündüğünü, beyninin bulandığını hatırlamıyordu daha önce. Bir puslu ayna bu kadar işe yarayabilir miydi? Vakti gelmişti demek ki. Bir uyanıştı bu! Uyarıdan daha çok. İşte ayna yapmıştı görevini puslu da olsa! ‘’Suçlu sensin, her şey senden sana’’ diyorsa bir ayna durmalı düşünmeliydi insan! Oysa ne çabuk suçlardı başkasını, insan!
Az bir baksa kendine, sığınmasa korkulara, tutunmasa şartlara, çözmeye çalışsa kendini o aynalarda ne pus kalır ne iz, ne de başkaları… Dedi bir ses uzaklardan. Ve devam etti seslenmeye:
En derinleri görmek öyle kolay değildir elbette. İnsan önce kendi bedenindeki kusurları görecek aynada kırışıklıkları, benleri, izleri… Sonra korkmadan, cesaretle bakabilirse o aynaya kalbinin sesini duyar ilk önce, hiç gözlerini kaçırmadan bakabiliyorsa kendine, duymak için hazırsa gerçeklere. İşte burada başlıyor asıl yaşam, ikinci doğum. En dipte mi? Yoksa bir hazine miydi? Karşına çıkan… Hadi bir düşün bakalım…
Kirler, paslar, kırgınlıklar, yetersizlikler, sınır koyamamaklar, susmalar, canlandıysa zihinde yaktıysa kalbini bir ok saplanmış gibi cayır cayır… Artık kendini bilme, görme, öğrenme zamanı. Hadi kutla bunu şimdi! Kendine sarılarak, teşekkür ederek… Yeni bir sen için artık en zorlu yolculuk tamamlandı.
Bi an çocukluğu canlandı gözünde. Babasının annesi ile tartışması geldi hatırına orada babasının annesine ‘’Suçlu sensin ‘’ demesi kazınmıştı hafızasına hiç fark etmeden kendi üzerine almıştı bu cümleyi… Sonra Sevilay Hanımın ekmek param mecburum bu işe demesi belirdi gözünün önünde bu sözü ilk nerede duymuştu, neden hafızasındaydı düşünmeye başladı…
Halası geldi aklına: Sabahın erken vaktinde kalkar ev halkından önce evden çıkardı işi için. Bir gün bile mutlu gitmemişti işine. İnsanlara hizmet etmek zoruna gidiyordu. Sorunlu bir şefi vardı. Her gün mutlaka bir huzursuzluk bir kavga olurdu iş yerinde ama mecburdu bu işe çünkü eşi onu terk etmişti o da ailesinin yanına dönmüştü. Oysa halası üniversite mezunuydu ama yaşı gereği kendi mesleğini yapacak bir iş yeri bulamamıştı. Birçok iş başvurusu sonrası mecburen bu lokantada komi olarak çalışıyordu. Her akşam annesine dert yanarken o da şahit olmuştu bu konuşmalara hiç farkında bile değildi o zamanlar. Demek ki insan illa da kendisi yaşaması gerekmiyordu bazı şeyleri hafızasının kayıt alması her an her yerde geçerliydi. Ve bir puslu ayna yazısı daha belirdi karşısında:
‘’Yüzleş’’… Arkadaşı Samet geldi aklına lisede aynı sırada oturuyorlardı. ‘’Telefonu sen çaldın, bana da iftira attın’’ diyordu Samet ona, hiç yüzü kızarmadan hem de gerçekler ortaya çıkmayacakmış gibi… Evet Nevin bunu çok zorlanarak ta olsa yaptı bi anda ve bağırdı ona hayalinde ‘’hırsız sensin, sen çaldın. Defne de seni gördü benim şahidim oldu diye… Öyle bir rahatladı ki gülümseme belirdi yüzünde hayali de olsa. Çünkü o zamanlar kendini bile daha savunamıyordu Nevin. Daha sevincini tam yaşayamamışken bir sürü aynalar belirdi gözünün önünde ‘’Sen …’’ Sesler duyuyordu aynı anda. Kulakları çınlamaya başladı ki terler içerisinde uyandı. Birkaç saniyelikti belki de bu rüya ama sanki saatlerce koşmuş gibi yorgundu Nevin.
İnsan kendi hata yapacak kadar uzun yaşamıyor. Başkalarının yaşamlarından da ders çıkarması gerekiyor diye düşündü. Sıcak bir duşun altına girerken derin düşünceler içinde bugünü karşılamayı seçti. Ne de olsa hayat seçimlerden ibaretti… Aynalarda ki benlerimizi bulabilmek duasıyla.