Kusurun Bereketi

Kusurun Bereketi

 

Yazar Ramazan Turhan

 

“Mükemmel olma isteğine hayır de. Aksi takdirde daha fazla gelişemezsin.”

İnsanın içinde daima bir kusursuzluk arzusu vardır. En iyi cümleyi kurmak, en doğru adımı atmak, en güzel işi ortaya koymak ister. Ama bu arzu, çoğu zaman insanın en büyük tuzağına dönüşür.

Çünkü mükemmeliyetçilik, hareketsizliğin maskesidir. “Daha hazır değilim” diyerek başlanmayan işler, “Yeterince iyi olmadı” diye ertelenen adımlar, insanı olduğu yerde dondurur.

Mükemmel olma isteği, aslında eksiklik korkusudur. Kusurlarını göstermekten utanırsın. Başkalarının eleştirisinden çekinirsin. Hata yapmamak için hiç yapmamayı seçersin. Oysa gelişmek, hatalardan öğrenmekle mümkündür. Yanlış yapmadan, doğruyu bulamazsın. Düşmeden ayağa kalkamazsın.

Bir çocuk yürümeyi öğrenirken, defalarca düşer. Düşmekten korksa, hiç yürüyemez. Ama her düşüş, bir sonraki adımı güçlendirir. İşte insanın gelişimi de böyledir. Hataların, kusurların, eksikliklerin senin öğretmenindir. Mükemmeliyetçilik ise o öğretmeni susturur.

Gelişim, süreçtir. Sürecin içinde deneme, yanılma, düzeltme, tekrar vardır. Mükemmeliyetçilik, bu süreci inkâr eder. Hep sonucu görmek ister. Ama sonuç, sürecin çocuğudur. Süreci yaşayamayan, sonuca kavuşamaz.

Mükemmel olma isteği, insanı kendine yabancılaştırır. Çünkü sürekli “daha iyi” olma baskısıyla yaşarsın. Yaptığın hiçbir şey sana yetmez. Başarılarını kutlamaz, hep bir eksik ararsın. Ve bu doyumsuzluk, gelişim değil, tükeniştir. Çünkü gelişmek için önce mevcut halini kabul etmek gerekir.

Kusur, insanın en insanca yanıdır. Hiçbir fırça darbesi tam düz değildir, hiçbir kelime kusursuz değildir, hiçbir yol hatasız değildir. Ve tam da bu yüzden güzeldir. İnsan, kusuruyla gerçektir. Kusursuzluk bir heykel gibidir; hayranlık uyandırır ama ruhsuzdur. Kusur ise canlıdır, nefes alır, değişir, dönüşür.

Mükemmelliğe değil, ilerlemeye odaklanmak gerekir. Bugün dünden biraz daha iyi olmak, yarına bir adım daha yaklaşmaktır. Bunu başaran, gerçek anlamda gelişir. Çünkü gelişim, sürekli bir akıştır. Mükemmeliyetçilik ise o akışı dondurur.

Düşünsene: Bir yazar her cümlesini kusursuzlaştırmaya çalışsa, hiçbir kitabı bitiremez. Bir sanatçı her çizgisini defalarca düzeltse, tuvali asla tamamlayamaz. Bir insan her adımında hata yapmaktan korksa, yolun başından öteye gidemez. Bitmiş hiçbir eser yoktur ki kusursuz olsun. Ama her eser, kusuruyla birlikte bütündür.

Mükemmeliyetçiliğe hayır diyebilmek, özgürlüktür. Çünkü hata yapma hakkını kabul ettiğinde, cesurca denemeye başlarsın. Başladıkça öğrenirsin, öğrendikçe büyürsün. Asıl gelişim burada başlar. Kusurlu adımların, seni daha sağlam bir geleceğe taşır.

Ve bil ki hayatın özü mükemmellik değil, tamamlanmamışlıktır. İnsan bitmemiş bir yolculuktur. Hep eksik, hep arayışta, hep dönüşümde… Eğer mükemmel olduğunu sansaydın, gelişim kapıları kapanırdı. İşte bu yüzden mükemmeliyet değil, kusur seni ileri taşır.

Kusurun bereketine güven. Çünkü mükemmel olmaya çalıştığında donarsın, ama kusurlu olmaya izin verdiğinde akarsın. Ve akan her şey, yolunu bulur.

 

Editör: Fatma Karataş

Related posts

Kıyaslama

Kaktüs

Bilinmezliğe Giderken