Abdülhak Hamit Tarhan ve “Makber”

Abdülhak Hamit Tarhan

Türk şiirinde romantik duyarlığı zirveye taşıyan Abdülhak Hamit Tarhan, Tanzimat sonrası edebiyatın en yenilikçi isimlerinden biridir. 1852’de İstanbul’da doğdu. Diplomatik görevlerle Avrupa ve Orta Doğu’da bulundu. Bu coğrafi hareketlilik, şiirine geniş bir ufuk kazandırdı. Ölüm, metafizik sorgulama ve bireysel acı temaları onun poetikasının merkezinde yer aldı.

  “MAKBER”

Eyvâh!.. Ne yer, ne yâr kaldı,

Gönlüm  dolu âh ü zâr kaldı.

Şimdi buradaydı gitti elden,

Gitti ebede gelip ezelden.

 

Ben gittim o hâksâr kaldı,

Bir kûşede târumâr kaldı.

Bâkî o, enîs-i dilden eyvah!

Beyrût´ta bir mezâr kaldı.

 

Çık Fâtıma, lâhdden kıyâm et

Yâdımdaki hâlime devâm et!

Ketmetme bu râzı, söyle bir söz,

Ben isterim âh öyle bir söz!

 

Güller gibi meyl-i ibtisâm et,

Dağ-ı dile çâre bul, merâm et!

Bir tatlı bakışla,bir gülüşle

Eyyâm- ı hayatımı tamâm et!

 

Ya Rab ,öleyim mi neyleyim ben?

Ayrı yaşayım mı sevdiğimden?

Verdin bana böyle böyle bir mûsibet,

Ettin beni düşmen-i  muhabbet.

 

Ya bir kulu sevmiyor musun sen?

Ya böyle bir ölüm değil mi  erken?

Hiç bulmamak üzre gâib  ettim.

Mecnun gibi ben onu severken

“Makber”, Hamit’in eşi Fatma Hanım’ın ölümü üzerine yazdığı uzun bir mersiyedir. Şair, kişisel yasını metafizik bir sorgulamaya dönüştürür.

Şiirin Hikâyesi

Hamit, 1885’te eşini Beyrut’ta kaybetti. Bu kayıp onu derinden sarstı. “Makber”, bu acının doğrudan ürünüdür. Şair, mezar başında başlayan yas duygusunu Tanrı, kader ve ölüm kavramları etrafında genişletir. Eser yayımlandığında büyük yankı uyandırdı ve romantik duyarlığın sembolü hâline geldi.

Kısa Tahlil

Şiir aruz vezniyle yazılmıştır. Fakat Hamit, klasik kalıpları esnetir. Ünlemler ve iç konuşma biçimi dramatik etki yaratır. “Ne yer, ne yâr” ifadesi mutlak kaybı simgeler. Şair, bireysel acıyı evrensel bir varoluş problemine dönüştürür. Mersiye geleneğini modern bir sorgulamaya taşır.

Edebiyat Tarihindeki Etkisi

Abdülhak Hamit, şiirde bireysel temayı güçlendirdi. Divan geleneğinin katı kalıplarını kırdı. Batı romantizminin etkisini Osmanlı şiirine taşıdı. Tevfik Fikret ve sonraki kuşaklar üzerinde biçimsel ve tematik etkiler bıraktı. “Şair-i Âzam” unvanıyla anıldı.

Kısa Biyografi

1852 İstanbul doğumlu Hamit, uzun yıllar diplomasi görevinde bulundu. Şiir ve tiyatro eserleri kaleme aldı. 1937’de İstanbul’da vefat etti ve Zincirlikuyu’ya defnedildi.

Kaynaklar:

  • Abdülhak Hamit Tarhan, Makber

  • Mehmet Kaplan, Şiir Tahlilleri

Related posts

Kıyaslama

Kaktüs

Bilinmezliğe Giderken