Sevgi hastane koridorlarının sessizliğine çoktan alışmıştı. On altı yıldır kontroller, muayeneler, oradan oraya savrulsa da son dört aydır artık yatılı olarak kalıyordu hastanede. Bir umut
Bu cümle, sadece bedenin değil, ruhun da gerçeğini fısıldıyor bize. Çünkü insanı hasta eden yalnızca mikroplar, virüsler değil; bazen bir evin duvarları, bir iş yerinin
Nerede olduğunu tam söylemek zor, ama izleri her yerde. Konuşma biçimlerimizde, birbirimize yaklaşırken aldığımız pozisyonlarda, kelimeleri tutuş şeklimizde. Sürekli tetikteyiz ya savunmadayız ya kurtarıcı rolünde
İnsan, çoğu zaman tat almayı yaş almakla karıştırır. Yılların omuzlara bıraktığı yükü, ruhun olgunluğu sanır; kırışıklıkları, bilgelik nişanı gibi taşır. Oysa bazı tatlar vardır ki
Kendimize ayırdığımız zaman neden suçluluk yaratıyor? Bu soru, pek çok insanın içinden geçirdiği ama yüksek sesle sormaya çekindiği bir gerçek. Sabah kalkıp kahve içmek, bir
Modern hayatın en çarpıcı paradokslarından biri, kalabalıkların ortasında hissedilen yalnızlık. İnsanlar metroda, konserlerde, alışveriş merkezlerinde binlerce kişiyle aynı anda nefes alıyor ama çoğu zaman içlerinde
Her nesil değişimle, her çağ yenilikleriyle gelir. Ve her gelen gideni ne yazık ki aratır. Dünya ekseninde döndükçe zaman ilerler, çağ yenilenir, insanlar değişip evrimleşir.
Bu soru, çoğumuzun aklından geçen ama pek dile getirmediğimiz bir gerçek. Sabah kalktığımızda planlarımızı milim milim ayarlıyoruz, başkalarının ne diyeceğini önceden tahmin etmeye çalışıyoruz, hatta
Modern insanın temposuna kısa molalar verme biçimidir. Büyük tatiller, uzun yolculuklar ya da köklü değişimler değil; birkaç dakikalık duraksamalar, zihni başka bir yere taşıyan anlar…
Modern çağın hızı, sadece kullandığımız telefonların yazılımlarını değil, doğrudan kendi karakterimizi ve hayata bakış açımızı da “güncelleme” zorunluluğu getiriyor. Eskiden insanlar doğdukları kasabada, öğrendikleri değişmez