Kurset – 37

kurset 37

Serpil Timurkaan Akçınar

Yorganı kafama geçirdim, üzerime gelir mi gece? Nerden geldi şimdi bu. Nefessiz kaldım yorganın altında. Şöyle yorganı biraz aralayıp hava alsam mı? Yok yok ya gelip yüzüme yapışırsa. Olmazsa yüzümü açmadan ağzımın olduğu yeri açıp bir iki nefes alıp kapatırım. Ama ya ağzıma yapışırsa tiksinmekten ölürüm.

Ohh nasıl rahatım cennette miyim acaba? Hayatımda kendimi bu kadar hafif hissetmemiştim. Kollarım bacaklarım, saçlarım, zihnim, ayak baş parmaklarım, omuzlarım, midem hafiflikten uçuyor gibiyim. Hayatımda olmadığım kadar huzurlu ve mutluyum. Bu huzura bir mırıltı eşlik ediyor derinlerden, huzurlu, sanki dünyanın en güvenli yerindeyim. Mır mır mır konuşma mırıltısı ne dediklerini anlamıyorum, gözlerimi açıyorum net göremiyorum. Derin bir nefes alıyorum aldığımdan daha fazla nefes veriyorum ohhh bu nefesi verirken vücudumun en hafif yerini buluyorum. Neresi olduğunu söylesem herkes anlar mı, bu yer herkeste var mıdır? Ya da vardır mutlaka da kaç kişi bunun varlığını hissetmiştir. Buranın varlığını hissetmemişseniz şanslısınız demektir. Umarım hayatınız boyunca hissetmezsiniz.

Kursağım, evet vücudumun en hafif yeri kursağım bomboş. Görüntüler ve sesler netleşiyor Nesrin abla ve Betül kursağımı dikiyorlar. Çıtır çıtır soba yanıyor, o kadar huzurluyum, hafifim ki.

Başımı sağa çeviriyorum bir bakıyorum 37 kol duvarda tam bağıracakken Nesrin abla şşş diye sessiz olmam konusunda beni uyarıyor 37 kola bakarak. 37 kolu duvarda bir çiviye asılmış kollarından şıp şıp sular damlıyor. Betül de kursak temizleyiciye bakarken sessizce çok yoruldu biraz dinlensin diyor. Meğer 37 kol bir kursak temizleyicisiymiş. Kursağında kalan şeyleri temizliyormuş kursağında çok şey kalanları hayatta bir kez gidip kolları ile temizlermiş. Dünyanın en dermanı olmayan şeyine derman oluyor. Nesrin abla sonradan bana anlatıyor çok yoruldu, kursağımı temizlerken diyormuş ki 29 yaşında bir insanın kursağı bu kadar dolar mı diye. Bu bir kursak temizleyicisi. İnsanın hayatta bazı şeyler yüreğine otururken bazı şeyler kursağında kalır.  İnsan yüreğine oturan şeyleri eritebiliyor zamanla ama kursak başka onun çaresi yok. Çünkü yüreğine oturan şeylerin şekli belli. Şeklinden anlıyorsun öyle gönderiyorsun yüreğine. Şekli kare olan şeyler üzerinde kötü damgası basılı olarak geliyor. Bu damgayı görünce anlıyorsun ve yüreğine gönderiyorsun. Bünyen öyle kabul ediyor. Ama kursağında kalan şey öyle mi öyle değil. İyi olan şeylerin şekli ise oval midene gitmeye hazır ve kolay şekilde geliyor. Ya kursağında kalan, o tam midene gidecekmiş gibi geliyor, oval şekli görünce mutlu oluyorsun. Of tam mideme layık keyifle ağzına alıyorsun ağzında tadını çıkarıyorsun mmmh mis. Yutarken tam boğazından geçiyor yağ gibi. Bir anda üçgen olup kursağında öyle kalıyor. Mideye gönderemezsin, çıkartamazsın da, orda öyle tam da şuranda oturur, çaresi ilacı yok. Ölsen de kurtulamazsın. Öbür dünyada da seni bulacak diye korkarsın, gözün açık gidersin.

Bu olayın üzerinden yıllar yıllar geçti kursağım dağ gibi oldu ama bir daha öyle bir şey olmayacağını biliyorum. Bir kez gidermiş 37 kol bir insana. Bu kursağımda kalanlar öldürecek beni. Kaldıramıyorum artık. 

Gece 04:17 uyandım, demek sen geldiiinnn, hoş geldin, ne iyi ettin geldin. 37 kolu duvardan avuçlarımın içine aldım, narin bir kuş gibi onu incitmemek için itinayla tuttum, dudaklarıma yaklaştırıp usulca bir öpücük kondurdum kollarına tek tek, bir kokladım bir öptüm. Onu ilk gördüğüm zamanı hatırladım. Ne çok korkmuştum ondan. İnsan bilmediğinden korkar derler ya.

Related posts

2026’da Ebeveyn Olmak…

Samipaşazade Sezai Kimdir?

Hz. Süleyman 3. Bölüm