“Sevgili Kadın,
Bak şimdi… Sana bu mektubu, gözüm sehpanın üstündeki kumandayı görüp kolumu uzatamayacak kadar yorgun olduğum bir pazar günü yazıyorum. Niyetim ne kavga ne gürültü, sadece… anlaşılmak.”
⸻
1. Şişman mıyım diye sorma. Bak, dedem derdi ki: “Tartı yalan söylemez ama gelin küser.” Tartı varsa evde, doğrudur. Bozuk olduğunu düşünüyorsan geçen hafta o zeytinyağlı dolmayı neden tencereyle yedin, onu hatırla.
2. İstediğini doğrudan söyle. Erkek milleti olarak şifre çözücü değiliz. “Ev biraz sıcak değil mi?” deyince klima mı açayım, kombiyi mi kapatayım yoksa ilişkimiz mi ısınıyor anlamıyorum. DÜZ KONUŞ.
3. “Bana bir şey mi demek istedin?” hayır. “Bana tuzu uzatır mısın?” dedimse sadece tuzu istiyorumdur. Ne yemeğe laf sokuyorum ne senin aile terbiyene. Tuzu ver, uzatma.
4. Aklından ne geçiyor? %97 ihtimalle “köfte”, “seks” ya da “arabalar”. Hadi olmadı, “Beşiktaş’ın yeni transferi”. Bu seni incitmesin, erkek kafası düz çalışır. İkili işlem yapamaz. Hem seni düşüneyim hem karnım acıksın olmuyor.
5. Alışveriş terapisi bize uygun değil. Biz alışveriş merkezine “beyaz don” almaya gireriz, doğruca da çıkarız. Seninle girince o donun üzerine iki saat ayakkabı deneniyor, 3. Saatin sonundaysa bir kırmızı bluz, bir çiçekli pantolon, iki de ruj alınıyor. Bizi AVM’de gezdirmek, evcilleşmemiş bir ayıyı baleye götürmek gibidir. Donu aldık çıkıyoruz o kadar.
6. Üstüme ne giyeyim deme. “Hangisi olmuş?” diye sorunca “Hangisi daha pahalıysa o.” diyorum. Kafam rahat, gönlüm ferah. Çünkü hangisini beğensem “Ayy sen bunu beğendiysen ben diğerini giyeceğim” diyorsun zaten. Yorma beni.
7. Ağlamak güzeldir ama silah gibi kullanma. “Ne oldu hayatım?” deyince “Hiç!” diyorsan ben de öyle davranırım. Kusura bakma da dedem “Kızın gözyaşı, erkeğin belini büker” derdi ben belimi seviyorum.
8. Kırmızı mı mercan mı diye sorma. Kırmızı, kırmızıdır. Benim için domates, biber, sütyen… Hepsi aynı. Mercan dedin mi ben balıkçıya gidiyoruz sanıyorum. O kadarını kuzenin Ayşegül bilir, ben renk körüyüm zaten, bana sorma.
9. Üç çift ayakkabım var. Günlük, düğünlük, yağmurluk. Senin ayakkabı dolabına bakınca depresyona giriyorum. 16 topuk, 11 sandalet, 5 spor… Hepsinin bir de adı var. “Bu nude, bu bej.” Nude dedin mi zaten aklıma farklı şeyler geliyor…
10. Berber sadedir, güzellik salonu stresli. Biz berbere girer “Abi kısalt yeter” der çıkarız. Sen dört saat sonra ağlayarak “Çok kısaltmış” diyorsun. Bir de 3000 lira verip üzülüyorsun bense 200 liraya üstüne masajımı da yaptırıp mutlu oluyorum. Hayat adil değil.
11. “Beni seviyor musun?” sorusu… Bak ben buradayım ya yanındayım ya zaten cevap bu. Bizde aşk, sabah erken ekmek almaya kalkmakla belli olur. Yoksa kim bırakır yorganı o soğukta?
12. Cevap istiyorsan çözüm de iste. Problem varsa anlat, ben çözeyim. “Sadece dinle, yorum yapma” dersen, ben kapanırım. Çözmeyeceğim sorunu neden dinleyeyim? Televizyon dizisi mi bu, dramı niye izleyeyim?
13. Cuma=kebap pazar =maç. Bu döngüyü bozmak, dolunaya çatal atmak gibidir. Tövbe de fayda etmez. Bırak erkek maçı izlesin sonra daha çok sever seni. Bir de maç saati elektrik süpürgesi açma günler çuvala mı girdi.
14. Bir de şu var. Eğer bir cümlem iki şekilde anlaşılabiliyorsa ve biri seni kırıyorsa… Bil ki ben diğerini kastetmişimdir. Kırmak ne haddime zaten niyetim yoktu. Ama bazen ağzımdan kaçıyor, vallahi.
15. Son olarak… Bizi fazla büyütmeyin. Kedi severken kuyruktan tutup hoplatırsan kaçar. Erkek de öyle. Bizim olay basit: Karnımız tok, gönlümüz hoşsa kalbimiz senindir.
Ve unutma sevgili kadın: Erkek düz yazıdır. Noktalama işaretlerini sen koyarsan şiir olur.
İmza: Bir Türk Erkeği
(Baba, dayı, enişte, abi ya da “Kocan” olabilir hepsi aynı)