Yolu düşenleri begonvillerle selamlayıp akşamsefasının o huzur dolu kokusuyla uğurlayan Yargılı Park; bağrını her zümreden mahlûkata açan, mahallenin süslü nefesi, karamele sepetiydi. Çocukların ooo piti
Bir koşuşturmacadır almış başını gidiyor, dörtnala, yılkı atları gibi. Fakat ne geriye dönüş kesin ne de geride kalanları yerinde bulmak. Güneş’le Ay’ın yarışını
En son ne zaman bir araya gelmiş, karıncanın selamıyla arıdan müsaade isteyerek bir gülü koklamışlardı, hatırlamıyordu. Dünya telaşına o kadar dalmışlardı ki gökyüzünün değişen binbir
Bugün görev yerimde ilk günüm. Her yeni başlangıçlar gibi biraz tereddüt, tül bir örtüyle çepeçevre sardı beni. İnsanoğlu bilmediğinden olsa gerek her yeni gelen şeye
Kalbi güzel olan insanları ışığıyla aydınlatıp sıcak sevgisiyle mutlu etmek isteyen güneş; en güzel gülümsemesini takınmayı unutmadan gelip de Taziye Hanım’ın yanağına bir buse bırakmak
Gözümüzü kapatıp hayal ettiğimiz, açıp en uzağımızdan en yakınımıza kadar hayata dair göüp göerebileceğimiz her ne varsa bütün bunlar klasik Türk şiirinin konusu olmuştur. Sadece,
Rüzgârın getirdiği haykırışlar karşısında sessizliğini bozmuyorsan, bir çelişki girdabına düştün demektir. Düştüğün bu kuyudan ne kadar cebelleşsen de kurtulamazsın. Elindeki ipi çıkmak için kullanmak yerine,
"İki dudağı yay gibi gerilmiş, dilinden oklar fırlamıştı artık. Geri dönüşü olmayan bir yol onu bekliyordu. Hâlbuki geri dönüşleri çok severdi. Vazgeçme ihtimali elinden alınırsa
Sümeyye Bilen Tarihlere yüklenilen mana âlemine Temmuz’un ikisini ekledim. Dedem valizini almadan sessiz bir gemiye binip ebedi bir istirahatgâha doğru yola çıktı. İlmini sağa sola