Ve ben hatırlarım: Her insanın içinde, bir gün mutlaka açılmak isteyen mavi bir yelken vardır. Kimi onu korkudan indirir, kimi rüzgârı bekler. Ben bekleyenlerden oldum.
Eksik olan her doğru, aslında bir noktada insanı yanlışa götürmez mi? Puzzle’ın diğer parçalarını bulmayı zorlaştırmaz mı? Bu durum sürekli hale geldiğinde kırılan güven de
Anadolu toplumunun en acı gerçeklerinden birini, bir kız çocuğunun gözünden ustalıkla anlatan Nebun, yalnızca dramatik bir roman değil; aynı zamanda toplumsal belleğin, kültürel baskının ve
Kabil, taşa baktı. Sis perdesi yavaş yavaş dağılıyordu gökyüzünde. Elindeki taş parlıyordu. Kana benzer bir kırmızılığı vardı sabahın ışığında. Kabil, taşa baktı. Sis perdesi yavaş
İnsan, çoğu zaman tat almayı yaş almakla karıştırır. Yılların omuzlara bıraktığı yükü, ruhun olgunluğu sanır; kırışıklıkları, bilgelik nişanı gibi taşır. Oysa bazı tatlar vardır ki
Özlemim, babam; bu satırları sana yazacağımı hiç düşünemezdim. Keşke yaşarken sana bunları anlatabilseydim ya da yazsaydım da okusaydın. Maalesef keşkelerin çözümü yok. Zamanı şimdiymiş. Küçük
Geleceği Tasarlamak İçin Bir Yöntem Olarak Sanat Spekülatif tasarım, sanatı geleceğin olası senaryolarını keşfetmek için kullanır. Tasarımcılar, bugünün teknolojilerini hayali bağlamlara yerleştirir. Bu yaklaşım, distopya
Okuma eylemi, genellikle bir metnin bize sunduğu anlamı uysalca kabul etme süreci olarak görülür. Ancak “Yıkıcı Okuma” (Subversive Reading), bu uysallığı reddeder. O, yazarın kurduğu
Gözlerimi açtım. Göz bebeklerim yuvadan çıkacak gibi olurken daha da açtım. Ne kadar büyük açarsam o kadar çok şey görebilirim sanıyorum; karanlık, bir sis perdesi