Ali, insanların yüzlerine bakmamayı küçük yaşta öğrenmişti. Yüzler beklenti demekti; beklenti ise hayal kırıklığı. Bu yüzden gözlerini yere indirir, ayakkabıların ucundaki çiziklerde kendine güvenli bir
Sevgili gençler, anneniz babanız size “Okuyun, bir adam/kadın olun.” dediği zaman bu sözler zorunuza gitmesin. Artık eski zamanlara geri dönemeyiz. Eskiden “ekmek aslanın ağzındaydı,” şimdi
Bu cümle, sadece bedenin değil, ruhun da gerçeğini fısıldıyor bize. Çünkü insanı hasta eden yalnızca mikroplar, virüsler değil; bazen bir evin duvarları, bir iş yerinin
Bu şarkının sözlerini anlamlı bulan, o balonların yalnızca bir oyuncağı değil; yarım kalmış bir çocukluğu temsil ettiğini bilen, ellerinden oyuncakları alınıp sorumluluk yüklenen, anne terliği
Sabah alarmla açtığı gözlerini ovuştura ovuştura lavaboya yöneldi. Ayağına batan sivri nesnenin verdiği acı ile çığlık atmamak için kendini zor tuttu. Oyuncağa basmıştı. Adım atacak
Mevlevilik, insanın dış dünyadan iç âleme doğru yaptığı sessiz ama sarsıcı bir yolculuktur. Bu yolculukta varılacak yer bir mekân değil, bir idrak hâlidir. Mevlânâ Celâleddîn-i
Nerede olduğunu tam söylemek zor, ama izleri her yerde. Konuşma biçimlerimizde, birbirimize yaklaşırken aldığımız pozisyonlarda, kelimeleri tutuş şeklimizde. Sürekli tetikteyiz ya savunmadayız ya kurtarıcı rolünde
Bu cümleyi hayatında en az bir kez kurmuş olabilirsin. Hatta bazen düşündüklerinin sanki evren tarafından duyulup gerçekleştiğini hissetmiş de olabilirsin. Bu durum, kişiyi hem tedirgin
Ve ben hatırlarım: Her insanın içinde, bir gün mutlaka açılmak isteyen mavi bir yelken vardır. Kimi onu korkudan indirir, kimi rüzgârı bekler. Ben bekleyenlerden oldum.