Elalem Zorbalığı

“Ne gerek var.”

“Bu yaştan sonra.”

“Kadın başına.”

“El âlem ne der.”

“Ne değişecek.”

“Bu saatten sonra.”

Bu cümleler benim çocukluğumdan beri en çok duyduğum cümleler sanırım.  Hakikaten kaç kere duyduğumu merak ediyorum. Bir şeyi kırk kere söylersen olurmuş derler bir de değil mi? Olur canım!!! Böyle böyle lüzumlu parçalarını insanın en gelişim çağında blok tuğla gibi çekirdek inançlarıyla örmeye başlarlar.

Sen içinden mücadele etmeye, sorgulamaya başlarsın, sorularına cevap bulamazsın, seni destekleyen biri hiç çıkmaz karşına ve sen o bütün gerek görülmediğini hissettiren sözleri bir bakmışsın ki atasözü gibi hiç farkında olmadan değersizlik, yetersizlik, çaresizlik duygularını başkalarının gerekli buldukları ile oldurmaya çalışırken nüfusuna geçirmişsin.

Kendimi yeterli, azimli gördüğüm, heyecan duyduğum ve gerçekleştirmek için hayaller kurduğum, heyecan duyduğum şeyler benim yeterli olacağımı bildiklerim değil mi?

Denemeye fırsat vermeden “ne gerek var” diye, baskılanarak yaşımızla bağlantı kurulduğu andan beri hâlâ neyi ne zaman hangi yaşta yapacağım hususunda takoz görevi yapanlara da bir kez olsun şans vermek, deneyip yetip yetemediğimi görmek hakkına sahip olduğumu bilme hâlinize keşke bir puan verebilseydim ki canım benim; deneyip yetemediğimi görebilir en azından denemiş olurum muhtemelen, “çekil aradan kalsın yaradan.” Sen, o, bu, şu, el âlem söyleyince bunu görmeyi denememiş olmam sana ne sağlıyor ya da kime ne? Kişisel gayretim kendime “ne gerek var” demeden şans vermek. Oradaki oluş hâlini değişik şekillerde sevmek, sarmak, başarmak duygusu var tabii bir de… Böyle böyle yaşım, boyum, karakterim, cinsiyetim, inancım adı her ne ise koydukları yetebildiğim kadar var olup, değerli hissetmek ve bu oluş haliyle kendimle barışa, başarıya yetilerime, hayallerime kavuşabilmek sezgisi. Ya kavuşamazsam?.. Söylüyorum o hâlde… Sana ne?!!! Bakın bir de bunun çekim yasası var. “BANA NE?..

Related posts

İstanbul Mayıs Konser Takvimi

Yapay zekâ artık “bilmiyorum” diyebiliyor

Yerden Yüksek: Geleneksel Bir Oyunun Kültürel İzleri