Kur’an-ı Kerim’de Hüd hüd, Hz. Süleyman’a uzak diyarlardan haber getiren bir kuştur. O, sıradan bir haberci değildir; bakmayı bilen görmeyenin göremediğini gören ve hakikatin
Rüzgâr kokusunu getirince, sanki yıllardır kapalı duran bir sandığın kapağı aralandı. İçinden çocukluğum çıktı; tozlu yollar, güneşte kızarmış taşlar, annemin sesi ve avuçlarımızı acıtan kuşburnu
İnsanın kafasının içinde bazen çocukluktan kalmış sessiz odalar oluyor ve biz çoğu zaman bugünü yaşamıyoruz sadece. Bugünün içinde eski hisler de uyanıyor. Çünkü çocukken nasıl
Bir marangoz, keresteye baktığında sadece ağaç görmez. Orada bir masa, bir sanat eseri, bir emek, bir geçim, bir itibar görür. Çünkü insan baktığı şeye bilgisi,
“Ne gerek var.” “Bu yaştan sonra.” “Kadın başına.” “El âlem ne der.” “Ne değişecek.” “Bu saatten sonra.” Bu cümleler benim çocukluğumdan beri en çok duyduğum
Sokrates ve Platon birçok eserinde bahseder. “Bumerang Yasası” na göre bir şey vermeden bir şey alamazsın. Aslında bumerang etkisi mesajın etkisinin sonucudur yani beklenenin tersidir.
Kartalı gagalamaya cesaret eden tek kuş kuzgundur. Kartalın boynuna biner ve onunla uçarken bir taraftan gagalar. Kartalın bu durumda yapabileceği pek bir şey yoktur. Hiç
Doğanın bir hikâyesi var. Ağaçların, kuşların, çiçeklerin; yükseklerdeki kayalıkların da… Doğada her şey dengede, akışta… Akışta kalamayan tek varlık insan… İnsanlık. Düzeni bozan, duygularının farkında