Matilda’nın evi küçük ama sessizdi. Öyle sıradan bir sessizlik değil, bir gidişin ardından odalara sinen, kapıların arasına yerleşen, akşam olunca daha da ağırlaşan bir
Ayrılık Öldü Güpegündüz. Ayrılık öldü güpegündüz. Kalbimin tam orta yerinde. Faili belli Bir kahraman gibi karşılandı katil. Karanlıklar ülkesinde Son asrıydı burada. Hükmü bitti. Tüm
Ben buradayım. Yani, tam olarak burada değilim aslında. Şu an bir yaprağın damarlarıyım. Yeşilin en sinsisi, en sessizi. Damarların arasındaki o ince, önemsiz gölge. Kimse
Acemi Katil (2. kısım) Uzun zamandır dağınık saçlarını saklamıştı parçalanan kalbini gizlediği gibi. Kimseye duyurmamıştı mutfakta döktüğü göz yaşlarını. Koca bir enkazın altındaydı ve o
Kral ya da İşçi: Karıncalar İçin Aynı Ziyafet Karıncaların reisi heyecanla emir verdi: “Çabuk, biraz hızlanın! Kış kapıda, hâlâ kış hazırlıkları bitmedi.” Güneşin kavurucu
Kırmızı, siyah, sarı ve beyaz güller… Her birinin farklı temsiliyeti, farklı hikâyeleri vardı. Bu, oldukça cezbediciydi. Çiçeklerin bu derece anlam ve övgü kazanması, hak ettikleri
Şafak Sancısı Ve Umut Kırıntısı – (2. Kısım) TOKİ konutlarını geçip Aydos Ormanları’na doğru süzüldük. İşte o an camın aralığından mı sızdı yoksa ruhum
Satılamaz Etiketli Bilinçler (2. Kısım) Selin sesindeki o ince cam kırığı gibi sızlayan ironiyle hafif gülerek ‘‘Biz orada yaşayamayız, biz o mobilyanın içinde kayboluruz. Yok
Melisa sadece yoksul bir kız değildi. O “Kendim olursam sevilmem, görülmem.’’ inancıyla büyümüş milyonlarca insandan biriydi. Maddi yokluk, ait olamamak, kimliğini gizlemek zorunda hissetmek, değersizlik.