Özenle yıkayıp kuruladığı bulaşıkları tek tek dolaba yerleştirdi. Sarı bezinin, kokuşmuş çorap gibi kokmaması için çamaşır suyuna basıp bir güzel bekletti, ‘Bu da tamaaammmm’
Kasabaya giden yolların her bir karışı; yılların emeğinin karşılığını alan, yüreğinde bir heyecan kasırgası taşırken atanmış olmanın mutluluğunu derin bir sakinlikle yaşayan, halisane bakan gözlerini
Bir zamanlar Orta Asya’da yaşayan bir halk varmış. Asya topraklarının kışın soğuk, yazın sıcak hava şartlarında yaşamak oldukça zormuş. Yine çetin bir kış gecesi oba
Onur Bey, okyanus kıyısında bulunan orman içerisindeki kulübede yaşıyordu. Kulübenin masa ve sandalyeleriyle duvarlarının odundan yapılması, nostaljik bir hava vermişti. Doğanın ortasında, çimlerin ve çiçeklerin
Kuzeyin uçsuz bucaksız diyarı Niflheim, buzla kaplı vadileri, kar fırtınaları ve yıldızlarla süslü gökyüzüyle tanınırdı. Bu diyarın sakinleri, gökyüzüne ve yıldızların ışığına saygı duyar, yönlerini
Aklı değil gönlü deli kadın… Dört bir tarafı dağlarla çevrili, engebeli arazinin üzerine konumlanmış Eruh köyünün asi kızıl saçlı kızı. En büyük korkusu, köy işlerinden
Yazar Fatma Karataş Umutsuzca yanında oturan arkadaşına baktı.“Çok yoruldum biliyor musun? Bu yaşamam için bahşedilen nefes, artık bir zehir gibi yakıyor içimi. Umudum yok, hayallerim
Zamansızlık zamanında Güneş’in etrafında dönen sekiz esrarengiz arkadaş vardı. Başı, ortası, sonu olmayan evrenin bir yerinde, zamansızlığın boşluğunda sessizce dönüyorlardı. Kimisi soğuk, kimisi sıcak, kimisi
Evine giden dar sokakların taş parkelerinde söylenerek yürüyen Rüstem; taşıdığı alışveriş poşetlerini, yorulan elinden nispeten dinlenmiş olan eline aktarırken yanından geçen arabalara kızıyor, hoşnutsuzluğundan keyiflenen
Mert çok başarılı, aranılan, güvenilen, işinin ehli bir psikiyatri doktorudur. Yoğun çalışma temposuna rağmen; sevdiklerine zaman ayırmayı bilen, nazik, civanmert bir kişidir. Centilmenliği dillere destandır.Mert,
Ay ışığına bakarak fısıldadı: “O burada…” Rosalinda, karanlık tünelin serinliğini ardında bırakıp ay ışığının altına çıktığında, denizden esen “Brisa do mar” meltem rüzgârı yüzüne çarptı.