Şafak, gecenin sabaha evrilen ilk ışıklarıyla ne zaman uyanırsa uyansın, isminin taşıdığı o aydınlık umudun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini, hayatının askıya alınmışçasına donup kaldığını, her gün
Ay ışığına bakarak fısıldadı: “O burada…” Rosalinda, karanlık tünelin serinliğini ardında bırakıp ay ışığının altına çıktığında, denizden esen “Brisa do mar” meltem rüzgârı yüzüne çarptı.
Alistair en son vurgunun ganimetinden payına düşenle beraber toplam 2750 İspanyol realine ulaşan küçük hazinesinin bulunduğu deri keseye baktı uzun uzun.
Şehir yine kalabalık bugün. İnsan seli desem yeri. Hareketlilikten başım dönüyor. Herkesin telaşı; dedemin tabiriyle bir gailesi var. Gidenler, gelenler, kaçarcasına koşanlar, yetişmek istercesine adımlarını
Bazı yolculuklar vardır, direksiyon çevrilmeden bile hangi duygunun eşlik edeceğini fısıldar insana. O andan itibaren kulağıma kar suyu kaçıvermişçesine çatılıverir kaşlarım. Aynaya bakmasam bile görebilirim
"Pembe düşlerin beyaz ülkesinde kimseyi sevmemişlere isyan edip dururdu yetmişli yılların başında Şenay. Herkesin pembe düşlerinin olduğu zamanlardı. Dünya iletişim çağı ile beraber, kopkoyu renklere
“21. yüzyılın başlarındaki yorgun dünya, milyarlarca yıl kendi etrafında dönerken hiçbir şeyden çekmedi insan neslinden çektiği kadar. Bugün hâlâ Anadolu’nun kadim köylerinde elinde kazma kürek,
"Ben Marie Antoinette. Kutsal Roma İmparatoru I. Franz ve Maria Theresia'nın on beşinci çocuğuyum. Çok sıkı ahlak kurallarıyla büyütüldüm. Avusturya-Fransa müttefikliğinin uzun ömürlü olması adına
Neşe Kazan SUDAN’LI ABLA’NIN HİKAYESİ.SENE 1990Güneş, ufukta yavaşça yükselirken köyün kuru toprağına altın rengi bir örtü seriliyordu. İnceden esen rüzgar, baobab ağacının dallarını hışırdatırken çilekeş
Neşe Kazan Fotoğraftaki adam, Nihat Yalçın. Bakışlarından, ellerindeki yumruğa kadar bedeninden öfke damlayan bu adamı tanımlamak için yazıya şöyle bir giriş yapmayı ne çok isterdim.
Neşe Kazan Dün seni sordu bana, ikinize de aynı mesafede duruşuma güvenerek..Yılları birlikte tüketip ayrılığa giden yollarda taşları döşeyenin kendisi olduğunu söyleyemedim.Sadece “O çok mutlu.”
Neşe Kazan Ayakkabı kutusu portmantonun en görünmez tarafında, utangaçlığını örtmek istercesine tozla kaplanmıştı. İçerisinde her kız çocuğunun hayalini kurduğu, ayağında görmek istediği, giyince kendini mutlu