Hiç düşündünüz mü, sıradan yürüttüğümüz hayatımızda üstlendiğimiz ne kadar çok rol var? Anne, kardeş, eş, öğrenci, komşu, arkadaş, veli, meslek hayatı ve dahası… İşte
Hüzün gecelerinin yalnızlığını dolduran anlar, insanın yaşama sebebi oluverir. Bazı ateşler sönmez. Bazı acılara alışılmaz, onunla yaşamayı öğrenirsin. Sonsuzluğu isteyen ruhumuza, ebediyetin kapısından başka
Doğa ananın kucağından ayrılıp gökyüzünün o uçsuz bucaksız ruhuna karışarak süzülüyorum evime doğru. Beni içine alıp sarmalayan o sonsuz atmosferde üzerimde taşıdığım tüm
Kimsesiz bir parkın sessizliğinde ağlayan çocuk sesleri gibi şimdi şu yalnızlığım… “Sonrası mı? Sadece koca, dolu bir kül tablası… Kaç nokta koyarsan koy, bu
Sözlü Tarih: Kitaplarda Yazmayan Hakikat Tarih çoğu zaman yazılı belgeler aracılığıyla anlatılır. Arşivler, resmi kayıtlar ve kronikler tarih araştırmalarının temel kaynaklarını oluşturur. Ancak geçmiş yalnızca
Bunca acı, bunca hiçlik, bunca yokluktan sonra ne desem ne yazsam içimdeki boşluğun yeri dolmaz. Kelimeler susmanın kıyısında kırılgan birer gölge gibi bekliyor. Dil kalbin
Bir zamanlar çok seven bir kadın vardı. Sevdiği adamla geçirdiği yıllar hayatının en parlak renkleriydi; ama bir gün o adam sessizce başka bir rengi seçti.
İnce bir sızı gibi yağmurun saçlarımın arasına usulca sokuluşu, ayaza meydan okuyan bedenimin hissizliğinde sessizce beden hanemi okşayarak süzülüşü teselli mi yoksa uyarı mı?