Yarım kalan satırlarımın arasından düşe kalka, paytak paytak geliyor bir sokak abidesi… Bilemiyorum, bayramın kaçıncı gün ertesi? Yağmurun demini almış ıslak kaldırımlarda üzerimi örtüyor zaman
Yeryüzünde bir dağ olsaydım, en büyük dağ, ben olurdum. Eteklerimde türlü renkte çiçekler açardı. Çiçekler mis kokularını etrafa saçarken bir gelinin gelinliği gibi eteklerimin etrafını
“Olduğun şey için, olabileceğin şeyi asla feda etmemelisin.” İnsan, çoğu zaman bugününü koruma telaşıyla yarınını kaybeder. Şimdiki konforunu sürdürmek için geleceğinin ihtimallerini feda eder. Oysa
Hani bazen yüreğimizden koparak gelen bir çağlayan olur hislerimizde yaşadığımız. İşte o anlar hiç kimse yanımdan gitmesin isterim. Güç bulurum onlarla. Sevginin, bu
Karar dediğin şey, insanın kendi kendine kurduğu bir tuzak değil mi zaten? Çok daha önce vermeliydim bu kararı diye başlayan cümleler gittikçe çoğaldı hayatımda. Ama
Doğanın bir hikâyesi var. Ağaçların, kuşların, çiçeklerin; yükseklerdeki kayalıkların da… Doğada her şey dengede, akışta… Akışta kalamayan tek varlık insan… İnsanlık. Düzeni bozan, duygularının farkında
Kayboldu birer birer yolumu gösteren yıldızlar. Güne mi uyandı dersin geceden kalma ruhlar? Baş ucumda bekliyor ötelerden gelmiş ana kokulu kuzgunlar. Bilemiyorum, daha kaç
Neşeyle muhabbet edip oğlumun evinde keyifle çay içerken çalan telefondan gelen sesin kulaklarıma kurşun gibi saplanması, sağır eden uğultunun gırtlağıma çöreklenen yumruyla el ele vermesi
“Hayat denen bu yolda dikkatlice sür. Çünkü insanlar sinyal vermeden şerit değiştirir.” İnsan ömrü, uzun bir yolculuktur. Herkes kendi aracının direksiyonunda, kendi
“Sadece iyi hissettiğin günlerde çalışırsan hayatta pek bir şey yapamazsın.” İnsanın hayatında hislerin dalgalanması kaçınılmazdır. Kimi gün uyanırsın; ruhun hafif, zihnin berraktır. Kolların
Hatırlar mısın? Başucumuzda duran bayramlıklarla uyuduğumuz geceleri… Ayakkabılarımız yeni, gönlümüz daha da yeniydi. Sabah olduğunda bizi uyandıran alarm değil, heyecandı. Kapı açıldığında içeri giren sadece