Amsterdam Üniversitesi’nin yapay zekâ destekli araştırmaları sosyal medyanın algoritmalar olmasa bile kutuplaşmayı tetiklediğini ortaya koyuyor. Paylaşım, takip ve yeniden paylaşım gibi temel işlevler, kullanıcıları benzer görüşlü gruplara yönlendiriyor. Bu “yankı odaları” farklı sesleri dışlayarak toplumda keskin ayrışmalara yol açıyor. Kullanıcılar benzer görüşteki kişilerle gruplaşarak farklı sesleri dışlıyor.
Sosyal medyanın kutuplaşmayı nasıl kaçınılmaz hale getirdiğini anlatan araştırmalar, son günlerde komedyen Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” gösterisi etrafında yaşanan tartışmalarla doğrudan bağlantılıdır. Bu olay, mizahın ifade özgürlüğü sınırları ile kutsal değerlere saygı arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor.
- Olayın Özeti: Komedyen Deniz Göktaş, “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisindeki siyasi ve dini hicivler nedeniyle Cumhurbaşkanına hakaret ve dini değerleri aşağılama suçlamalarıyla gözaltına alındı ve tutuklandı.
- Toplumsal Tepki:
- Destekleyenler: Sanatsal ifade özgürlüğünün korunması gerektiğini, mizahın eleştiri hakkı olduğunu savunuyor.
- Tepki Gösterenler: Gösterideki bazı ifadelerin hakaret ve kutsallara saygısızlık olduğunu, cezai işlem uygulanması gerektiğini düşünüyor
- Çözüm Önerileri: Basit algoritma değişiklikleri yeterli değil kullanıcıların daha tarafsız ve kapsayıcı içerikler paylaşması kutuplaşmayı azaltabilir
Ülkemiz, tarihsel ve kültürel çeşitliliği nedeniyle kutuplaşmalara oldukça müsait bir yapıya sahip. Toplum, bu kaygan zeminde kolayca savrulabiliyor. Sosyal medya tartışmaları, olayların büyümesine ve farklı kesimlerin birbirine karşı daha sert tutumlar almasına yol açıyor.
Kutuplaşma Ekonomisi: Dijital Etkileşim ve Prim Arayışı
Madalyonun sosyolojik boyutu kadar ekonomi-politik boyutunu da gözden kaçırmamak gerekir. Sosyal medyadaki bu gerilim dalgaları, ne yazık ki bazı kesimler için bir “fırsat” alanı olarak görülmektedir. Deniz Göktaş olayı ve benzeri toplumsal kriz anlarında, tarafsızlığı ve sağduyuyu tamamen göz ardı ederek sadece kendi dijital görünürlüğünü artırmayı hedefleyen aktörler sahneye çıkmaktadır. Şuan kimin ne söylediğinden çok kaos ortamı gelmesi için bir çaba var görünen o ki.
Belirli kitlelerin hassasiyetlerini kaşıyarak, öfkeyi köpürterek ya da tam aksine radikal savunuculuk rolleri üstlenerek bu kriz üzerinden “prim yapmaya” çalışan bir kesimin varlığı yadsınamaz. Dijital dünyada daha fazla takipçi, daha yüksek etkileşim ve popülarite elde etmek adına toplumsal fay hatlarının bu denli hoyratça kullanılması, kutuplaşmayı bir sektör haline getirmektedir. Toplum kutuplaştıkça birileri dijital sermayesini büyütmekte, olan ise yine toplumun ortak huzuruna ve geleceğine olmaktadır. İki gün sonra unutulacak bu olay için insanlar birbirini kırıyor malesef.
