Joseph Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu (1949) adlı eserinde kahramanın yolculuğunu (monomyth) üç ana bölümde, on yedi aşamalı bir süreç olarak tanımlamıştır. Bu yapı oldukça mitolojik, sembolik ve ayrıntılıdır. Campbell’ın on yedi aşamalı bu modeli, özellikle Hollywood senaryo yazımında fazla karmaşık bulunmuştur. Bu nedenle, senarist ve hikâye analisti Christopher Vogler, 1985’te Campbell’ın şemasını senaryo yazımına uygun olacak şekilde on iki aşamada özetlemiştir. Bu sadeleştirilmiş versiyon, Vogler’in The Writer’s Journey (1992) adlı kitabıyla yaygınlaşmıştır. Vogler’in yaptığı şey, yalnızca bir özetleme değil, aynı zamanda yaratıcı bir yorumlamadır. Vogler’in etkisiyle, günümüzde roman, tiyatro ve senaryo çözümlemelerinde genellikle on iki aşama esas alınmaktadır. Kavlan Ağaçları romanının tahlilinde ben de bu on iki aşamayı esas alan bir çözümleme ile esere bir bakış sunmaya çalıştık.
Kavlan Ağaçları’nı Satın almak için tıklayın.
Campbell, dünyanın farklı kültürlerinden mitleri karşılaştırarak hepsinde tekrar eden bir anlatı kalıbı bulur: Kahramanın yolculuğu. Bu kalıp, on iki aşamalı bir döngüden oluşur. Bu model, insanın bireysel gelişim sürecini ve toplumsal dönüşümünü sembolik biçimde anlatır. Yani Campbell’e göre mitler, sadece eski hikâyeler değil, insan bilincinin haritasıdır. Modern dünyada geleneksel mitlerin otoritesi zayıflasa da onların biçimsel yapısı; sinema, edebiyat, psikoloji ve popüler kültür içinde yaşamaya devam etmektedir. Bu aşamalar, her hikâyede mutlaka sırasıyla ve aynı şekilde işlemez; bazıları atlanabilir, sırası değişebilir veya tekrarlanabilir. Ben de bu değerlendirmemde, yazarımız Selim Öztürk’ün “Kavlan Ağaçları” romanındaki kahramanların bu kalıba ne kadar uyup uymadıkları üzerinde duracağım. Campbell’ın sadeleştirilmiş hâliyle on iki aşamadan oluşan bu modeli üç ana bölüm altında incelemek mümkündür:
I.Bölüm : Ayrılış (Kalkıp Gidiş)
1- Olağan Dünya
Kahramanımız maceradan önceki sıradan, tanıdık dünyasında yaşamaktadır. Bu, onun kim olduğunu ve çevresini tanımamızı sağlar. Romanımızdaki Erdal’ın bankadaki işi, evliliği, çocukları ve İstanbul/ Üsküdar’da yaşamakta olduğu hayat gibi.
2- Maceranın Çağrısı
Kahraman maceraya davet edilir veya bir meydan okumakla karşılaşılır. Bu bir tehdit, bir fırsat veya bir keşif olabilir. Erdal’ın rüyasında; mazinin, hüznün ve mutluluğun iç içe geçtiği, geçmişe özlemin sembolü olan Kavlan Ağaçlarını görmesi açık bir davet olarak değerlendirilebilir.
3- Çağrının Reddi
Kahraman, korkar; tereddüt eder veya maceraya atılmayı reddeder. Değişimin ve bilinmeyenin risklerini almak istemediği gibi, güvenlik ve konfor alanından da çıkmak istemez. Erdal da rüyadan etkilenmiş olmasına, kardeşini merak etmesine ve geçmişine bir yolculuk yapma arzusunda olmasına rağmen; konfor alanından çıkmaktan çekinir. Bilinmeyeni öğrendiğinde karşılaşacağı risklerden korkması sebebiyle, rüyadaki çağrıyı reddetmektedir.
4- Bilge (Akıl Hocası) ile Karşılaşması
Kahraman, ona yol gösterecek, eğitecek ya da yolculuğunda yardım edecek bilgi veya bilgelik verecektir. Bu bilge genellikle yaşlı bir adam ya da kadındır. Kahramanımız Erdal’ın, yolculuğa çıkmasını isteyen ve yanında çıkarak ona destek olan eşi Gülse, birinci akıl hocasıdır. İkincisi ise Erdal’ın yetişmesinde emeği bulunan ve babasından kalan paketi getirip veren Çeçe’dir. Ayrıca, Çeçe Erdal’ı kendini hapsettiği evinden de çıkarmıştır.
5- İlk Eşiği Geçme
Kahraman, olağan dünyasını geride bırakır ve bilinmeyen, özel bir dünyaya (macera alanına) Erdal’ın, eşi Gülse ile birlikte yolculuğa çıkması; geri dönüşü olmayan bir yolculuk için eşiğin geçilmesine güzel bir örnektir. İkinci örnek ise, Çece ile komiserin geçmişiyle ilgili gerçeği anlatmalarının ardından Erdal’ın mücadele etmeye karar verip eyleme geçmesidir.
II. Bölüm: Erginlenme
6- Sınavlar, Müttefikler ve Düşmanlar
Kahraman, yolculuğunda bir dizi sınav pusu ve zorluklarla karşılaşır. Bu süreçte yeni müttefikler edinir ve düşmanlarını tanır. Bu onun erginleşme sürecidir.
Erdal’ın eşiyle birlikte köyde yaşadığı olaylar ve eşinin öldürülmesi, onun yolculuğunun ilk aşamasında karşılaştığı zorluklardandır. Ayrıca, Çeçe ve komiserin kendisini bilgilendirmelerinin ardından düşmanlarını tanıması, olayların içinden çıkılmaz hale geldiği noktada Bakkal Yusuf’un yardımcı olarak devreye girmesi, bu aşamaya verilebilecek en güzel örneklerdendir.
7- En derin Mağaraya Yaklaşma
Kahraman, maceranın en tehlikeli yerine, genellikle düşman kalesine veya en korkunç mekâna doğru ilerler. Bu yer, büyük ordugâh ya da nihai hedefin bulunduğu noktadır.
Erdal ile Gülse’nin, çevreciler ve köylülerle birlikte gösteri yapılacak taş ocakları bölgesindeki kalabalığa girmeleri, söz konusu tehlikeli mekânı karşılamamaktadır. Ancak Erdal’ın eşi, anne ve babasının intikamını almak ve Kavlan Ağaçlarının kesilmesini engellemek amacıyla sistemin merkezine girmesini, ordugâha girmek olarak değerlendirebiliriz.
8- Mücadele (Ölümle Yüzleşme)
Kahraman, en büyük korkusuyla yüzleşir ve ölümle geldiği bir sınavdan geçer. Bu, fiziksel bir savaş, içsel bir bunalım veya büyük bir fedakârlık olabilir. Bu aşama, yolculuğun doruk noktasıdır. Erdal’ın kendini eve hapsedip dış dünyayla ilişkisini kesmesi, içsel bir bunalıma örnektir. Yine, Erdal’ın mücadele sırasında yaralanması ve kendi canını dahi feda edebilmesi, bu aşamanın birebir tezahürüdür.
9- Ödül
Kahraman, mücadelesinden sonra bir ödül kazanır. Bu fiziksel bir hazine ( kılıç, Kadeh ) elde edilmiş bir bilgi, özel bir güç veya kurtarılan bir kişi ( prenses gibi ) olabilir.
Erdal’ın kazandığı ödül; adaletin sağlanması, Kavlan ağaçlarının korunması, insanların uyuşturucu madde aracılığıyla zehirlenmelerinin önüne geçilmesi ve dolaylı olarak kendisinin ya da kardeşinin hem yasadışı yaşamdan hem de çetenin elinden kurtulmasıdır.
III. Bölüm Dönüş
10- Yol (Dönüş Yolu)
Kahraman, kazandığı ödülü olağan dünyasına götürmek için yola koyulur. Ancak bu noktada genellikle düşmanlar veya intikam peşinde olan güçler tarafından takip edilir, kovalanır.
Erdal ve kardeşi Nuri, amcası ile çete üyeleri tarafından takip edilmiştir. Bununla birlikte, Erdal açısından olağan dünyaya bir dönüş ihtimali kalmamıştır. Eğer bir dönüşten söz edilecekse, bu ancak Erdal’ın ölümüyle, sevdiği eşine kavuşması biçiminde gerçekleşecektir.
11- Diriliş
Kahraman olağan dünyasının eşiğine geldiğinde son ve en tehlikeli sınavla karşılaşır. Bu kazandığı ödülü veya deneyimi kullanması gereken bir ‘’ saflaşma sınavıdır’’ bu süreçte adeta yeniden doğar, dönüşür ve gerçek kahraman olur.
Erdal’ın kardeşi Nuri ile kurduğu diyalog ve birlikte oynadıkları Rus ruleti, söz konusu saflaşma sınavına güzel bir örnek teşkil etmektedir. Bu sınav, zor bir süreçten geçerek kendisinin ya da kardeşinin geriye bir kahraman olarak kalmasını belirleyen bir aşamadır. Aynı zamanda, kendisinin ya da kardeşinin bir kahraman olarak yeniden doğuşunu simgelemektedir. Geriye kim kalırsa kalsın, diğer insanların gözünde bir kahraman olarak kabul edilecek ve bir kahraman gibi karşılanacaktır.
12- İksir ile ( Ödül ) ile Dönüş.
Kahraman, olağan dünyasına zaferle döner. Getirdiği ödül sadece kendisi için değil, geride bıraktığı toplum için de bir kurtuluş, şifa, özgürlük ve bilgeliktir. Artık eski kişi değil, dönüşmüş kişidir.
Erdal’ın geride bıraktığı ödül, Kavlan ağaçlarının yetiştiği doğal çevrenin kurtuluşu olmuştur. Bunun yanında, dolaylı olarak taş ocaklarının bulunduğu bölgedeki insanlar da kurtulmuştur. Buna ilaveten, toplumu zehirleyecek olan uyuşturucu imalatı da durdurulmuştur.
Her roman ya da hikâyede, kahramanın yolculuğuna ait tüm aşamaların birebir biçimde gerçekleşmesi beklenemez. Ancak Kavlan Ağaçları romanında, bu 12 aşamanın kahramanların yolculukları boyunca büyük ölçüde izlenebildiği görülmektedir. Erdal’ın yaşadığı içsel dönüşüm, fedakârlığı ve nihai ödüle ulaşma süreci, klasik kahraman anlatısının modern bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Bu yönüyle roman, bireysel bir mücadelenin ötesine geçerek insanın zorluklarla, toplumla ve kendi vicdanıyla olan çatışmasını evrensel bir anlatı çerçevesinde sunmaktadır.

1 Yorum
Güzel ve yerinde bir roman tahlili olmuş. Okıduğum romanlara bu pencereden hiç bakmamıştım. Teşekkürler