
Bir varmış bir yokmuş, bir zamanlar güzel bir ülkede yaşayan cıvıl cıvıl çocuklar, gençler varmış. Bu çocuklar gülmeyi, eğlenmeyi, çalıp söylemeyi çok severmiş. Duygularını zirvede yaşar ve bu duyguları her ortamda gösterirlermiş. Nerede bir şarkı duysalar, yeni bir akım görseler hemen eşlik eder kendilerini kaptırırlarmış. Ama gel gör ki küresel sistemin tuzakları ile dolu olan bu dünyada neyi ne için yaptıklarını da unutabilirlermiş. Başkalarında duysalar yok artık diyecekleri şarkı sözlerini, olayları, film sahnelerini küresel hamlenin tuzakları ile kendi hayatlarına uygulayabilirlermiş. Bunu fırsat bilen bazı küresel sistemin oyunbazları da kendi lehlerine, karşısındakilerin aleyhlerine çalışır da çalışırlarmış.
Nitekim bu çocuklar bir gün zıplamanın bir parçası olurken bir gün havlamalı, tak taklı şarkıların parçası olurlarmış. Ne subliminal oyunlardan ne beyne gönderilen sinyallerden ne de ellerindeki ekranın tuzaklarından bir haberlermiş. Haberleri olsa ne ki? Kurulan sistem, çocukları öyle bir boş vermişlik hâline çekmiş ki “Aman canım ne olacak.” lafı âdeta hayat felsefeleri olmuş.
Derken gel olmuş git olmuş ve bir anda devran dönmeye başlamış. Bir gün bir genç çıkmış ortaya. İçinde Allah aşkı, yanında arkadaşı, ellerinde bir tef ile ilahiler söyler, sokak sokak gezer gönülleri fetheder olmuş. Kendi garibanmış ama yüzünde hep güller açarmış. “Tebessüm sadakadır.” der hep gülermiş. Hele bir de o Beytullah’ın hasreti ile yanıp tutuştuğundan hacdan veya umreden gelenlerin yanına gider, ziyaret eder ve dualarını alırmış.
“Kâbe de hacılar hu der Allah” ilahisiyle bir anda çarşıda, pazarda, kapıda beliren bu gencin adı Celal imiş. Önceleri “Bu da ne yapıyor ki?” diye gülerek takip edilen Celal, sonraları bir merak duygusu oluşturmaya başlamış. Sonra mı, sonra da biraz bilerek biraz bilmeyerek gençlerin ağzına bu ilahi takılmaya başlamış. Şakayla karışık birbirlerine ilahiler söyleyen, durum gönderen çocuklar bu sefer kendileri bir akım başlatmış. Okul bahçelerinde, esnaf lokantalarında, televizyon programlarında, sokak aralarında, aile ortamlarında dilden dile öyle bir yayılmış ki bu akıma karşı gelen bile, karşı gelirken söyler olmuş. Dahası bu kadarla da kalmamış tabii, dünya listelerine girmiş, Amerika’dan Meksika’ya, Almanya’dan İspanya’ya, Çin’ den İngiltere’ye derken tüm dünya bir anda “Kâbe de hacılar hu der Allah” ilahisinin büyüsüne kapılmış.
Bu gidişata karşı gelenler pek bir şaşkın… Celal’in arkasında küreselciler yok, finansçılar yok, yükseklerde dayı yok, yapımcı yok… Peki, böylesine bir popülerlik nasıl olmuş olabilir? Biliyor musunuz bunun belli bir cevabı da yok! Biz diyelim Allah’ın verdiği nasip siz deyin şans, onlar desin enerji. Yani yıllarca toplumu yozlaştırmaya çalışanların oyununu Allah iki kelamla bozmuştur. Celal kardeş de o iki kelamı yediden yetmişe, Müslümanından ateistine kadar herkese söyleterek güzel bir dönüşüme vesile olmuştur. Meğer aslında gönüllerin böyle bir içsel dönüşe ve Allah’ı anmaya nasıl da ihtiyacı varmış. Dileriz hem düşündüren hem de tebessüm ettiren bu güzel ilahi ahlaki ve manevi dönüşümlere de vesile olur. Hadi, bir de bu bakışla dinleyelim o zaman. Ha bir de gönülden okuyan, dinleyen, isteyen herkese nasip olsun diyelim.
Kâbe de hacılar hû der Allah.
Yer gök inim inim iniler Allah.
Melekler defterin yeniler Allah.
İzin ver de Kâbe’ni görelim Allah.
İzin ver de yolunda ölelim Allah.
Göster cemalini görelim Allah.
* * * * * * * * * * * * * * * *
Kâbe’nin yolları taşlıdır Allah.
Hacıların gözleri yaşlıdır Allah.
Dervişlerin ciğeri ateşlidir Allah.
İzin ver de Kâbe’ni görelim Allah.
İzin ver de yolunda ölelim Allah.
Göster cemalini görelim Allah.
* * * * * * * * * * * * * * * *
Kâbe’nin yolları çukurdur Allah.
Hacıların işleri zikirdir Allah.
Mevla’sına her dem şükürdür Allah.
İzin ver de Kâbe’ni görelim Allah.
İzin ver de yolunda ölelim Allah.
Göster cemalini görelim Allah.
* * * * * * * * * * * * * * * *
Kâbe’nin örtüsü yeşil Allah.
Gün doğmadan ışır Allah.
Hepimizi Kâbe’ne çağır Allah.
İzin ver de Kâbe’ni görelim Allah.
İzin ver de yolunda ölelim Allah.
Göster cemalini görelim Allah.
* * * * * * * * * * * * * * * *
İzin ver de Kâbe’ni görelim Allah.
İzin ver de yolunda ölelim Allah.
Göster cemalini görelim Allah.
