Okuryazarkitaplar
DenemeEdebiyatManşet

Sayıların Masalsı Fısıltısı

Sevim YENİGÜN

İnsanlık henüz kelimeleri icat etmeden çok önce, evreni sayılarla anlamlandırmaya çalışmıştı. Kil tabletlerin üzerine atılan çentikler gökyüzündeki yıldızların döngüleri ve doğanın ritmi hep matematiksel bir dille konuşuyordu. Ancak sayılar sadece ticaretin ya da astronominin soğuk araçları olarak kalmadı, insanın anlam arayışıyla birleşerek kolektif bilinçaltımızın en derin odalarına yani masallara sızdı.

Carl Gustav Jung’un pencerisinden baktığımızda masallardaki sayılar sıradan nicelikler değil ruhumuzun kat ettiği mesafeleri gösteren evrensel birer psikolojik haritadır. Masalların kapısını araladığımızda karşımıza çıkan ilk gizem tekliğin kırıldığı o eşsiz andır. “1” başlangıcın, bütünlüğün ve henüz bölünmemiş olan bilincin simgesidir, krallığın tek hâkimi olan ya da tek başına yola çıkan kahramandır.

Ancak hikâyenin başlaması için bu bütünlüğün bozulması yani “2” sayısının devreye girmesi gerekir. İki çatışmadır. İyi ile kötü, üvey anne ile öz çocuk, karanlık orman ile aydınlık şato arasındaki o bitmek bilmeyen düalizmdir. Ruh ikiliğin yarattığı bu gerilimle olgunlaşır çünkü karşıtların savaşı olmadığı sürece hikâye de ilerlemez insan da büyümez.

Tam bu noktada masalların en sihirli, en iyileştirici rakamı devreye girer: “3”. Masalları düşünün, hep üç dilek hakkı verilir, kahraman her zaman üç zorlu sınavdan geçer ve sarayın üç kapısı vardır. Genellikle en küçük yani üçüncü kardeş turnayı gözünden vurur. Jungçu analizde 3, ikiliğin yarattığı çatışmanın çözüldüğü yani senteze ulaşıldığı aşamadır. Tez ve antitez üçüncü bir güçle birleşerek aşılır. Üç durağanlığı bozan dinamik bir harekettir ruhun sıkıştığı o ikilemli çıkmaz sokaktan (gölgeyle olan savaştan) bir çıkış bileti yeni bir bilinç seviyesine geçişin dilsel formülüdür.

Eğer üç hareket ve arayış ise “4” durulma ve dengedir. Doğadaki dört mevsim pusulanın dört yönü gibi, masallarda da dörtlü yapılar ruhun tamlığa ulaştığı anı fısıldar. Jung bu duruma Mandala ya da Quaternity (Dörtlü Bütünlük) der. Üç aşamalı zorlu yolculuğunu tamamlayan kahraman dördüncü adımda tahta oturur veya şatosuna kavuşur. Ruhsal parçalanma bitmiş ego ve bilinçaltı kusursuz bir kare oluşturacak şekilde dengelenmiştir.

Bir de yeraltı dünyasının bilinçaltının derin sularının sayıları vardır: “7” ve “12”. Pamuk Prenses’in yedi cücesi, yedi dağın arkası ya da Rapunzel’in kuleye kapatıldığı on iki yaş… Yedi zamanın ve dönüşümün döngüsünü simgeler ruhun yeraltında yani kendi gölgesiyle geçirdiği madencilik (kendini kazma) mesaisidir. On iki ise astrolojik ve evrensel bir tamamlanmadır kahramanın çocukluktan yetişkinliğe geçişinin yani psişik ergenliğinin kapısıdır.

Sonuç olarak masallar çocuklara sadece “uslu durmaları” için anlatılan didaktik tekerlemeler değildir. Onlar, binlerce yıllık kil tabletlerden süzülüp gelen geometrik şifrelerle bezeli birer ruhsal simya el kitabıdır. Dilin ve sayıların bu gizli ortaklığı, çocuğun (ve içindeki çocuğu kaybetmeyen yetişkinin) zihnine şu zamansız gerçeği fısıldar: İçindeki karanlık ormanda kaç canavarla savaşırsan savaş, ruhun o kadim matematiği seni her zaman kendi bütünlüğüne, yani kendi masalının mutlu sonuna ulaştıracaktır.

İlgili Haberler

Türk Edebiyatında Roman İncelemesi

okuryazarkitaplar

Spor Yapmanın Hayata Dokunan Faydaları

okuryazarkitaplar

Onun Gibi Olsun

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...