Okuryazarkitaplar
EdebiyatManşetÖykü

Nâ-Temessük 2. Bölüm

Aydınlı GEDİKLİ
(Tiyatro görevlisi tekrar sahneye çıkar. Mikrofonu açar. Öhömöhööm, Ses ses… Sayın Seyirciler diye uzunca bir cümle kurar ancak bilinmesi gereken tek cümle: Sahneye lütfen müdahalede bulunmayın!)
(Tatil günü gelip çatar. Oğuz’un topuğunu tatile gitmeye son 2 gün kala doktorların bile teşhis koyamadığı bir acı tezahür eder. Oğuz hastane hastane gezse de doktorlar gerek röntgen gerekse değişik aletlerle yapılan sonuçlarda ayağındaki acıya hiçbir tanı koyamazlar. Oğuz sol ayağının topuğunun üstüne basamaz.)
Oğuz: (Sendeleyerek kahveleri aldıktan sonra Buket’in karşısına oturur.)

-Ben bu işte bir şer olduğunu düşünüyorum. Baksana kaç tane hastane gezdik ancak hiçbir tanı konulamadı.

-Buket: (Tok bir sesle)

-Bence yaşayacağımız gün çocuklarımıza anlatacağımız ‘‘Ya babanızla şu mazimiz yok mu’’ların en mühimi olacak. Bu kadar güzel güne elbette aksilikler çıkacaktır. Gel biz 2 gün daha erteleyelim. Hem ilk acısının olmadığını söylüyorsun. 2 güne hiçbir şeyciğin kalmayacak bana inan.

Oğuz: (Kötü adam tebessümüyle)

-Haklısın. Tamam gidelim…

[Seyirciler kahkaha atar. Kendi aralarında ya bu kadar hemen mi ikna olur bir insan diye konuşurlar.]

Gece banyoya girer. Bütün temizliğini yapar. –sahnede gösteremeyeceği için bornozla sahneye çıkar ‘‘Oh be tertemiz oldum’’ deyip sahne arkasına kaçar. Oğuz kendi yatağı rahat olur sabah uyanamam korkusuyla yayı bozulmuş çek yatta yatar. Tan atımı vaktidir. Alarm çalar. Uyanır

Oğuz: (yatağa oturur)

-Allah’ım lütfen topuğum acımasın diye dua edip birkaç tane Arapça dua okur. (Ayağını yere basar. Ayağında acı yok.) Oley be yok işte yok, tatilimiz süper geçecek.

Geceden hazırladığı eşyalarını hızla arabanın bagajına attıktan sonra Buket’i evinden alıp yola çıkar. Tatilde daha çok para harcamak için arabanın klimasını yaptırmaz. [Hayır! Buket Adana sıcağında bunalsın üstünü çıkarabildiği kadar –arabada- çıkarsın. Amaç ise otelde çok sıkıntı çıkarmasın…] Bunu okuduktan sonra sahnedeki bir kadın ben bu saçma sapan tiyatroya mı para verdim geri istiyorum paramı diyerek haykırır. Bu sefer güvenlik işe el atmadan çaprazında oturan bir başka kadın ‘‘İzlediklerin gerçeklerden ibaret. Sen böyle hayasızca şeyler yaşadın ki bu sahneye bok atıyorsun’’ diye kadını azarlar. Bu sözleri işiten Buket sahne arkasından hızla çıkarak ‘‘Sen ne diyorsun bre kadın! Suçum sadece sevmek artısı eksiği yok. Hem anlamıyor musun evleneceğim ben onunla. Hayasızca yaşamamış olabilirsin ama hayasızca şeyler söyleme. Güvenliklere dönüp atın bu iblisi dışarıya diye hareket yapar Buket. Arkaya geçtiğinde bir tokat sesi tüm salonda yankılanır. Zaten salonda ölüm sessizliği vardır. Bu sesi işiten bütün kadınlar ohh diye koro hâlinde ohlar. Erkekler kahkaha atar.

Buket’in ailesi –özellikle annesi- çok muhafazakâr insanlardır. /Bu bilgiyi yönetmen okur./

-Oğuz: (Otelin resepsiyonuna gelir.)

-Selamın Aleyküm, ağabey ben geçen hafta rezervasyon yaptırmıştım.

Resepsiyon Görevlisi:

-Merhaba, hoş geldiniz. İsminiz nedir?

-Oğuz:

-Oğuz.

Resepsiyon Görevlisi:

-Soyadınız yok mu?

-Oğuz:

-Soyadım var ancak ben rezervasyonu ismimle yaptım.

Resepsiyon Görevlisi:

-Peki, hemen kontrol ediyorum. Odanız 3. Kat 304 numaralı oda. Ödemeyi girişte alıyoruz.

-Oğuz:

-Oğuz cüzdanında kartı ararken…

Resepsiyon Görevlisi:

-Beyefendi burada kart geçmiyor. Geçiyor da fark oluyor.

-Oğuz: (Kaşlarını çatarak)

-Şimdi geçiyor mu geçmiyor mu?

Resepsiyon Görevlisi:

-Geçiyor ancak %35 vergi kesiyor bizden devlet. Dolayısıyla biz de nakit çalışıyoruz.

-Oğuz: (Derin bir iç çekerek)

-Tamam abi tamam. Atıyorum parayı hesabına…

Sahnenin köşesindeki güvenlik görevlisi son ses: Oğuz bana bak bana kimse istemiyor seni. Bu kızcağıza dokunma. Otele gitmemeniz için daha ne kadar aksilik çıkacak. Tatil iznini aldığınızdan beri Tanrı’ya dua ediyorum. Umarım yolda kaza yaparlar da Oğuz’un beyni patlar Buket’in burnu bile kanamaz diye. Oğuz kahkaha atarak avel güvenlik ben sizin ve siz gibilerin düşüncesini bildiğimden dolayı yolda geçirdiğimiz zamanı oynamadım der. Salonda bu sefer büyük bir kahkaha tufanı kopar. Oğuz, güvenliklere kaşlarıyla işaret ederek güvenliği dışarı atmalarını söyler.

O gece çok yorgun olduklarından her ikisi yatağa yatar yatmaz uyur. Sabah kahvaltı yapıp akşama kadar denizde vakit geçirirler. Ne bilsin Allah’ın köylüleri güneş kremini bir nebze olsun sürmezler. Akşam otele geldiklerinde öyle bir yanmış hâlde bulurlar ki kendilerini, biri ateş diğeri şömine gibi etrafa sıcaklık saçarlar. Oğuz’un bütün planları yerle bir olur. Annesinin duaları kabul olarak gece bırak yatakta birbirlerine yaklaşmayı birbirine değmemek için aralarına yastıkları dizerler ve acı içinde uyumaya çalışırlar.

Sahne kararır bütün seyirciler ayakta alkışlamaya başlarlar. İlk önce sahneye yönetmen çıkar normal alkış, sonra ışık ekibi yuhalamayla karışık alkış, Buket çıktığında salon alkıştan yıkılır, Oğuz perde arkasından sahneye birkaç adım çıktıktan sonra yuhalama ayıplama ölüm bedduaları atılır daha sonra seyirciler sahneyi terk eder.

O gece Oğuz bir bürokrat gibi korunarak polisler eşliğinde evine gider.

İlgili Haberler

Sokakların Sessiz Çocukları

KÜBRA ÇAKAR

Acı

Comcini

Kül Rengi Eller

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...