Yazar: Gülçin Granit
Beynimiz zaman zaman bizlere oyun oynar ve bizleri yanılgıya sürükler. Bu konuda her zaman bilinçli ve temkinli olmalıyız, aksi takdirde ağır faturalar öderiz. Yanılgı, tehlikeli bir illüzyondur. Bu nedenle gördüklerimizi de gönül süzgecinden geçirip nefis bıçağıyla törpülemeliyiz. Görünenin dışında bir de görünmeyen kısmına bakmalıyız.
Kimi zaman beynimiz bizlere duygu durumu dalgalanması yaşatır. Yanılgı ve hakikat, yaşamak ve ölmek arasındaki ince çizgi gibidir. Farkı idrak edebilirsek sıratı dünyada geçmiş oluruz. Unutmamak gerekir ki madalyonun iki yüzü gibidir yaşam ve ölüm.
Hakikatin peşinde ne kadar olursak o kadar yanılgının uzağında oluruz. Hırçın dalgalara benzeyen yanılgının, bizi denizköpüğü gibi savurup kıyıya çarpmasına izin vermeyiz. İdrak içinde olamazsak hayatta tutunamayız. Ya da hayatı yanlış yerden tutarız, işlerimizin neden ters gittiğini de boş yere düşünür dururuz.
Ahmet Eflaki Dede’nin tercümesini yapmış olduğu Ariflerin Menkıbeleri’nin dördüncü cildinin 4. bölümünden örnek verecek olursak bir mürit: “Ayı leğendeki suda görüyorum.” deyince Şems-i Tebrizi Hazretleri: “Boynunda çıban yoksa niçin başını kaldırıp onu gökte aramıyorsun?” diye sorarak bizleri gerçeğe ve hakikate davet eder.
Bir hatadan daha derin bir olgudur yanılgı aynı ayna gibi aslolan aynanın ardındaki hakikattir o da aynanın sırrında gizlidir. Yanılgı tehlikesi hayatın her alanında ve her olayda karşımıza tazelenerek çıkmaya devam edecek bir döngüdür ve yaşam boyu devam edecektir. Bizler ne kadar akıllı olursak olalım, aklımız illaki idrak ettiğimiz kadardır unutmayalım. Bıçak sırtı gibidir yaşamak her şeyi bilemeyiz ve her zaman tehlikedeyiz. Bu nedenle her zaman, bir çatıdan düşmüşe veya bir bilgeye ihtiyaç duyarız.
Editör: Kübra ÇAKAR


1 Yorum
Gerçekçi bir bakış açısı. Tebrik ederim