Okuryazarkitaplar
EdebiyatÖykü

Yarım Kalanlar 2

Yarım Kalanlar (2. Kısım)

ayşin çoban
Yazar Ayşin Çoban

Haksız yere yatacağı koğuşun kapısını açtı gardiyan, kelepçeler çözülmüştü. İçeri girmeden önce cebine takoz bir telefon bıraktı, ‘‘Bunu sana gösterdiğim yerde sakla, sakın kaptırayım deme’’.  İçeri girer girmez tuvalete gidip klozetin arkasındaki yerinden oynayan fayansın arkasına bırakacaktı, tam o esnada bilinmeyen numaradan mesaj geldi, ‘Biliyorum sevgi ölülere değil diriler için olmalı, ama ben seni ölüyken de seviyorum baba’. Yere yığıldı, kolu kanadı kırık bir babaydı. Yazamayacağı cevabı sessizce haykırdı ‘Bende seni seviyorum kızım’.

Kimya öğretmenliğinden, azılı suçluların mahkûm edildiği yerde hayata tutunmak pek kolay değildi. Babası Recep Dağ bu işin baş kahramanıydı, o güce tapan bir adamdı, daha lise yıllarında oğlunun kimyager olması için üstün çaba sarf etmişti üstelik ve hiçbir fedakarlığı karşılık almadan yapmazdı, bu evladı olsa dahi. En yakın arkadaşı Nihat’ı da himayesine almış ikisine tüm imkanları sunmuştu. Babasının kirli işlerinin içinde olmayı yeğlemedi hiçbir zaman, fakat bir şekilde sürüklenecekti. Nihat yoksul bir ailenin tek erkek çocuğuydu, tüm aile onun eline bakıyor okul okuması imkansızdı, Ümit’le arkadaşlığı sayesinde ona da okuma yolu açılmıştı. Recep Dağ’ın işlerini ilerletmesi için bir kimyagere ihtiyacı vardı Nihat’ın çaresizliği onun için bir taşta iki kuş olmuştu. Okul bitince öz oğlu sunduğu illegal teklifi reddederken Nihat seve seve kabul etmişti. “Eğer bugün Nihat Bayramoğlu’ysan benim sayemde.” demişti, sağ koluydu artık onun. Aslında çok basitti, işlemediği bir suçu üstlenip ceza evine girecek, yasal olmayan yollarla içeri sokulan birkaç malzemeyi uyuşturucu hap hâline getirecek, oradaki mahkûmlara satıp servetlerine servet ekleyeceklerdi. Lakin Ümit tertemiz bir hayat arzusundaydı, son gücüne kadar reddetti. Recep ise sabırlıydı ve istediğini eninde sonunda elde ederdi ne pahasına olursa olsun. Oğlunun zaafı olmasını bekledi yıllarca, evlenince küs oğluna düğün hediyesi gönderdi. Tek derdi yetiştirdiği adamların ona sonsuz hizmet etmesiydi. İki zaafı oldu Ümit’in, biri âşık olduğu kadından olan kızı diğeri sevdiği kadından ayrıldıktan sonra Rus bir kadından olan oğlu.

Mutluluğun bir diğer tanımı da bu olsa gerek, birinin varlığını hissedebilmek ya da yokluğunu kabul edemediğin birinin varlığını hayatın baş köşesine koymak. Her ikisi içinde geçerliydi bu duygu.

O günden sonra Zeynep de bunu yapacaktı, sesini dahi duymadığı babasıyla mesajlarla iletişim kuracaktı. Bu yalnız Zeynep’e değil, kızına hasret bir babaya iyi gelecekti.

‘‘Yarın büyük gün baba projemi sunacağım ve kabul edilirse ilk tasarımım imar edilecek.’’

Bir baba için gurur verici olduğunu biliyordu, babasının biricik kızıyla kıvanç duyması onu hayata daha sıkı bağlıyordu.

‘‘Bugün arkadaşlarla dışarı çıktım, çok iyi geldi bana. Keşke bir gün seninle de vakit geçirebilseydim baba.’’

En büyük eksikliğini dile getirmek nasıl güzel bir duyguydu, babasıyla vakit geçirmiş kadar olmuştu.

Ümit ise her gün akşam olmasını iple çekiyordu, verilen işleri bitirir bitirmez tehlikeli olmasına aldırmadan hızla telefonun başına geçiyor ciğerlerini yakan özlemi bir nebze olsun diniyor, bugünkü mesajda neler yazıyor diye heyecanla bakıyordu. Cevap yazmayı çok arzulasa da tehlikeye atmamak için susmak zorunda kalıyordu.

‘‘Biliyor musun baba? Bugün âşık oldum sanırım. Genelde babalar bu tür şeyleri kıskanırmış babası olan kızlarda öyle gördüm, lütfen sen kıskançlık yapma olur mu?  Seni çok özleyen kızını sadece dinle, buna ihtiyacım var.’’

Bu mesajı okuduğunda gözlerinden mutlulukla karışık hüzün akmıştı, kıskanmak şöyle dursun onun adına mutlu olmuştu.

‘‘Bugün hislerimin karşılıksız olmadığını öğrendim baba çok mutluyum.’’

Her mesajı okuduğunda yüreğindeki ağırlık hafifliyordu, o gün iş başındayken kendi kendine bir karar aldı, bu akşam o da cevap yazacaktı. Zeynep ise hoşlandığı adamla ilk kez iletişim kurmanın keyfiyle evin yolunu tutmuştu, eve gider gitmez yaşadığı heyecanı karşısındaki delikanlının duygularının karşıladığını, ciddiyete dökebileceğini ayrıntılarıyla yazacaktı babasına. Arabayı garaja park edip evin bahçesinden içeri girer girmez kuzeni Ali’yle karşılaştı. ‘‘Ben de seni bekliyordum, içeri girmedim çünkü halam duyarsa iyi olmaz ikimiz için de’’. İstemsiz kalbine götürdü elini Zeynep, sanki kalbini tutmasa fırlayıp uçaktı. Devam etti Ali ‘‘Bir isme ulaştım ve yüzde yüz baban olmalı.’’ dedi. Zeynep dayanamayıp atıldı ‘‘Yaşıyor mu?’’ belki de uzun zamandır kurduğu tüm hayaller gerçeğe dönecekti. Ali gözlerini elindeki dosyaya dikerek ‘‘Nihat Bayramoğlu, Zeynep, babanın ismi.’’ yüzüne bakamadan söyledi, ‘‘Peki nerde ceza evinde mi Ali?’’  Nasıl denirdi böylesi bir şey. Tüm cesaretini toplayıp ‘‘Zeynep, iki yıl öncesine kadar evet, ceza evindeymiş, nasıl denir bilemiyorum, başın sağ olsun kardeşim iki yıl önce öldürülmüş’’. Gözlerini kırpamadı, nefes alışları sıklaşırken yere yığıldı, onunla birlikte umutları hayalleri de yıkıldı, etrafına cam kırığı kadar keskin kırık dökük ümitler dağılmıştı. Toparlamaya kalksa elleri paramparça olacaktı, toparlamadı öylece bıraktı ümitlerini darma duman düşlerini.

O akşam alamadığı mesaja cevap yazarken aslında tüm gerçeği babası Recep’in verdiği cevaptan biliyordu. ‘‘Merak etme kimse kızına zarar veremez’’ deyişinden anlamıştı güzel kızı çoktan melek olmuştu. Biliyordu ki Recep denen adamın yanında kimse korunamazdı, onun yanında ancak ölüler zarar göremezdi.

İçi yangın yeri baba kızı okuyormuş gibi yazdı o ilk ve son mesajını, bu mesaj öz kızına asla iletilmeyecekti fakat kendisi gibi özlem çeken masum genç kızın kalbindeki sızıyı bir nebze de olsa dindirecekti. O baba özlemini giderirken evlat acısıyla ciğerleri yanan bir babanın içine su serpilecekti.

“Kızım, biliyorum sağken verilir sevgi, ama ben seni öldükten sonra da seveceğim”.

Hayatta hiçbir rastlantı tesadüf değildi, belki de iki yarım bir tam edecekti”.

Öykünün birinci kısmını okumak için tıklayınız.

İlgili Haberler

Türk Edebiyatında Romanın Doğuşu

okuryazarkitaplar

Böyledir Bu dünya

okuryazarkitaplar

Apati Gece

Comcini

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...