Gelip Geçmeyen Zaman
Yazar Ertan Armağan
Kimileri için coşkun ancak sessiz bir şelale misali çabucak geçip gider; onların en keyifli anlarını bir çırpıda sürükler; hiç kimsenin anlayamayacağı çabuklukta önce saatleri, sonra günleri, ayları, hatta yılları eritir; fark ettirmediğin varlığınla sinsice ilerlerken tükettiğin mutlu lahzaları doldurduğun çuvalın ağırlığını dahi hissettirmez; tebessüm sönene, sevinç bitene, huzur kaybolup sağlık bozuluncaya kadar gizli bir tünelde olabildiğince hızlı yol alırsın.
Çabucak bitirmek istediğin neşe, cümbüş, mutluluk sana ne yaptı? Bırak, onlar insanların belleğine yavaşça yerleşirken herkesin içine sinecek şekilde sindirilsin. Aramasın insanlar o hazları. Dimağlarında yeterince bulunsun en güzel hatıralar, acı bir hasret duyulmasın. Biliyorum. Sen istediğinde durgun bir göl gibi hareketsiz, yalçın bir dağ gibi durağan olabilirsin.
Yavaş akmak için illa evladının bozulan sağlığına üzülen bir anne, çocuklarının geleceğinden endişelenen bir baba mı gerekiyor sana? Neden savaşlarda hunharca katledilen çocukların bilincinde hantal biçimde varsın. Senin vicdanın olsa merhamet hâkim kılınacağında, yoluna devam eder; günahsızların zarar görmeyeceği anda süzülürsün sonsuzluğa. Dünyada cehenneme maruz kalan masumların sıkıntıları, hoşnut mu tutuyor seni? Kimseye bir zararı dokunmayan zararsız yavruların korkularına bu kadar kayıtsız kalırken yaşanan acıları izlemekten mutlu mu oluyorsun?
Asla cevap alamayacağım bir kavram olan sen, bana gülüyorsundur. Duyabileceğim şekilde bana açıklama yapsaydın eğer cevabın muhtemelen, “Benim ne suçum var? Ben, herhangi bir şeyin başlangıcı ve sonu arasındaki sürecim sadece.” olurdu. Aslında haklısın. Tarafsız bir mefhum olarak varlığını, herkes için sürdürdüğünü biliyorum. Ancak, annesinden süt emen bir bebek için kayıtsız kalabilmek kalbi olmayan bir kavramı dahi üzmez mi? O bebeği katledenleri durdurmayacak kadar yansız olabilmek… Aslında biliyorum vereceğin tüm yanıtları.
Keşke, sadece masum çocukların kullanabileceği bir tuşun olsa. Durdurabilseler seni, o en yıkıcı dönemlerde. Herkes kendisine bir çekidüzen verebildiğinde devam etsen yoluna. Çocuklar sana hükmettiğinde, içtenlikle ve samimiyetle güldüğümüz anlar giderek azalır. Yine de sen, aniden tüm üzüntülü hatıraları yok etmeyi başarırsın. Bunlar, benim hayalim tabi.
Gerçekte, seni suçlamıyorum. Bizler, senin ardında bıraktıklarına iyi bakmalı, ileride bize getireceklerine karşı hazırlıklı olmalıyız. Başımıza ne gelirse gelsin, devam eden bir döngünün içerisinde sürüklendiğimizi bilmeli ve tüm sorunların çözümünün senin içinde bulunduğunu bilmeliyiz.
Bizlere kendini göstermeden ilerler,
Varlığını anlatmaya çabalamazsın
Bir yaşlının cebinde oldukça az,
Bir çocuğun heybesinde dopdolusun
Seni anlayabilenlere yoldaş olur,
Kıymetini bilmeyenlere kayıp
Ucundan dahi tutanları taşır,
Hoyratları yerlerinde bırakırsın
