
Psikolojik Danışman/Eğitmen/Yazar
İnsan, beden ve ruhun birbirinden ayrı düşünülemeyeceği bir bütündür. Çoğu zaman hastalıkları yalnızca fiziksel belirtiler üzerinden değerlendiririz. Ağrıyı, yorgunluğu, nefes darlığını ya da sindirim sorunlarını konuşuruz. Oysa bedenin yaşadığı her sıkıntı, ruhun dünyasında da yankı bulur.
Uzun süren bir hastalık kişide yalnızca fiziksel güç kaybına neden olmaz. Aynı zamanda geleceğe dair kaygıları artırır kişinin kendine olan güvenini sarsabilir ve yaşam sevincini azaltabilir. Sürekli ağrı yaşayan bir insanın sabrının zorlanması, kronik bir rahatsızlıkla mücadele eden kişinin zaman zaman umutsuzluğa düşmesi son derece insani bir durumdur.
Özellikle görünmeyen hastalıklar kişinin psikolojik yükünü daha da ağırlaştırabilir. Çünkü çevre tarafından anlaşılmadığını hissetmek,yalnızlık duygusunu derinleştirir. İnsan bazen hastalığın kendisinden çok anlaşılmamanın acısıyla mücadele eder.
Diğer taraftan psikoloji ile beden arasında çift yönlü bir ilişki vardır. Hastalık ruh hâlini etkilerken ruh hâli de iyileşme sürecini etkileyebilir. Sürekli stres altında yaşayan bir kişinin bağışıklık sistemi zayıflayabilir. Kaygı ve üzüntü fiziksel belirtileri daha yoğun hissettirebilir. Bu nedenle tedavi yalnızca bedeni değil insanın duygusal dünyasını da kapsamalıdır.
Bir hastaya verilebilecek en değerli ilaçlardan biri bazen anlayış bazen şefkat, bazen de yalnız olmadığını hissettiren bir çift sözdür. Çünkü umut, tıbbın reçetelere yazamadığı, fakat iyileşme yolculuğunda büyük rol oynayan görünmez bir güçtür.
Unutmamak gerekir ki beden hastalandığında yalnızca organlar değil duygular da yorulur. Bu yüzden hastalıklarla mücadelede hem bedeni hem de ruhu dinlemek gerekir. Zira insan ancak ikisi birlikte iyileştiğinde gerçek anlamda şifa bulur.
