Okuryazarkitaplar
EdebiyatManşetÖykü

2 Odalı Daire

Gizem AKSOY

 Mükemmel olmak gerçekten gerekli mi? Perşembe öğleni için fazla karanlık bir soru. Üstelik şu an bunu çözmek isteyip istemediğimden de emin değilim.

 Bir süredir hippi düşüncelerimi kenara kaldırmış, insanlıktan umudumu kesmiş, ofisteki işleri yoluna koymuştum. İlaç sektöründe grafik tasarımcıyım. Evet, gerçekten de ya bedenlerimizin ya da ekolojinin kimyasını bozan maddeleri iyi bir isim ve renk paletiyle “Gerekli” göstermeye çalışıyorum. Farkındayım. İsmet’in gülüşünü buradan duyuyorum. Kolaysa, parazitoidler gibi ayrılsın; benden öğrendikleriyle kendine bir beden, bu çağda da bir etik bulsun.

 Kendimi hayallerime ulaşmış görmeye başlamıştım. Hatta bir ara, bir 2+1 daireyi hak ettiğime bile inandım. Sonra hesabı yaptım: Kaç yıl öderim, bordo deri botları kaç kış ertelerim, kaç akşamı peynir ekmekle geçiririm?
 Ailesinden uzak, tek başına yaşayan bir kadın fikri bu ülkede hâlâ huzursuzluk yaratıyor. O yüzden o kadar çok daire gezdim ki… Ya en pahalı semtte olacaktı ya da üniversiteye yakın “Sakıncalı” caddelerde. Oralarda da erkek öğrencilerin pisliğinden, bekâr kadınların da ahlaksızlığından korkuluyor. Bazı listelerde spesifik bir şekilde yeni atanmış kadın öğretmen olmadığım için, bazılarında yeni evli olmadığım için, bazılarında da köpeğim olduğu için elendim.

Cumhuriyet bu topraklara yüz yıl önce geldi, kadın hakları İngiltere’de daha adını bulmamışken. Buna rağmen kendime ait bir odanın hâlâ lüks sayılmasını kim açıklayacak bilmiyorum.

Burada ahlaksız görülmemek için kadın ya da erkek fark etmeksizin aile evinden çıkmanın iki yolu var: Zengin olmak ya da evlenmek. Ben ise evlenmek yerine batmayı tercih etmiş gibiyim. Sevgilim “Saçını mora boyatıp ayrılma.” diyor bu konuşmalara. Komik biri. Onu seviyorum. Biriyle evlenecek olsam kesinlikle onunla olur.

Tabii sonra düşünüyorum: İyi bir baba olur mu? Olur. Ondan bağımsız iyi baba olmak için bir kere bebek bezi değiştirmek yeterli zaten. Peki ben iyi bir anne olabilir miyim? Yeterince sabırlı mıyım, kaosa dayanıklı mıyım? Tramvayda ağlayan çocuk sayısı arttıkça çocuklu ailelere özel ulaşım hatları hayal ediyorum. Bu düşünce bende kalıyor, utanıyorum.

Doğum politikalarını, sezaryeni, bedenim hakkında başkalarının kararlarını düşündükçe iyice daralıyorum. Hayali çocuğumla, hâlâ faizini ödediğim evde peynir ekmek yediğimizi görüyorum.

İlgili Haberler

BAHAR VE BİZ – Bedri Rahmi EYUBOĞLU

okuryazarkitaplar

Tezhip Sanatı

okuryazarkitaplar

Sancak Kur’anları

KÜBRA ÇAKAR

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...