Okuryazarkitaplar
Image default
Şiir / Şair

Ben Sana Mecburum – Attila İlhan

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin

ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski İstanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
birkaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun

belki haziran’da mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
kötü rüzgâr saçlarını götürüyor
ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin

Bu şiir, Attila İlhan’ın en çok okunan ve ezberlenen eserlerinden biri olarak 1960’larda yazıldı ve aynı adlı kitabın başlığını taşıyor. Özel bir kişisel hikâye ya da gerçek bir sevgiliye dair net bir anekdot kaydı yok; şairin kendisi de bunu belirli bir kadına bağlamamış, daha çok içsel bir zorunluluk olarak işlemiş. Yine de dizeler, o yılların İstanbul’unda yalnızlık, siyasi baskı ve bireysel çaresizlik duygularıyla yoğrulmuş bir ruh halini yansıtıyor. Attila İlhan’ın hayatında sıkça tekrar eden ayrılıklar, sürgün hissi ve tutkulu ama imkânsız bağlar, şiirin altında yatan duygusal zemini oluşturuyor gibi duruyor – fakat bunlar kesin bir öyküden ziyade şairin genel dünyasının yansıması.

Şiir, aşkı bir mecburiyet olarak ele alırken aslında varoluşsal bir çaresizliği anlatır. “Ben sana mecburum” tekrarı, sevgilinin yokluğunda bile varlığını sürdüren bir bağımlılığı, adeta bir hayatta kalma koşulu gibi resmeder. Bu, sıradan bir aşk şiirinden öte, insanın kirlenmeden yaşamaya çabaladığı bir dünyada nasıl tutunacağını sorgular. “Kurtlar sofrası” gibi imgeler, dönemin vahşi toplumsal gerçekliğini; “gizli denizler” ise bastırılmış, içe dönük bir coşkuyu çağrıştırır. Attila İlhan burada bireysel acıyı toplumsal bir çerçeveye oturtmayı başarıyor; aşk, yalnızlık ve direniş iç içe geçiyor.

Edebiyatımızdaki yeri açısından bakıldığında, bu şiir Attila İlhan’ın mavi kuşak şiirine getirdiği yeniliği en çıplak haliyle gösterir. O, ne Garip’in yalınlığına ne de İkinci Yeni’nin soyutluğuna tam uyar; kendi yolunu çizer. İmge zenginliğiyle, ritmiyle ve konuşma diline yakın ama şiirsel yoğunluğu yüksek diliyle okuyucuyu yakalar. “Ben sana mecburum” ifadesi, Türkçede aşkı ifade etmenin en vurucu, en kısa yollarından biri haline geldi; milyonlarca insanın diline yerleşti. Şiir, duyguyu abartmadan, günlük hayatın detaylarıyla (gramofon, yağmur kokusu, sokak lambası) yoğurarak evrensel kılar. Bu yüzden hâlâ okunduğunda insanı sarsar; çünkü aşkı bir lüks değil, zorunluluk olarak koyar ortaya. Attila İlhan’ın gücü burada: karmaşık duyguları, herkesin anlayabileceği ama derin hissedebileceği bir sadelikle verir. Şiir, sadece sevgiliye değil, kaybedilen her şeye –eski İstanbul’a, masumiyete, umuda– duyulan mecburiyeti de anlatır. Bu yüzden zamanla solmaz, aksine yaşlandıkça daha çok dokunur.

Toplamda şiir ve yorumları bir araya getirdiğinde, aşkın en karanlık yüzünü –mecburiyeti– göstermesiyle Türk şiirinde eşsiz bir yer tutar. (yaklaşık 460 kelime)

İlgili Haberler

Ataol Behramoğlu – Aşk İki Kişiliktir

okuryazarkitaplar

BURSA’DA ZAMAN – Ahmet Hamdi TANPINAR

okuryazarkitaplar

Şşş… Sessiz Ol! Uyanacaklar!

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...