Okuryazarkitaplar
EdebiyatManşetÖykü

Gölgesinde Mevsimler

 

Yazar Mustafa ÖNER

Zaman bu kasabada yürümüyor, ağır ağır oturuyordu. Sokakların kıvrımlarında, evlerin eşiğinde, en çok da insanların yüzlerinde dinleniyordu. Saatler vardı elbette; ama kimse onlara güvenmezdi. Çünkü burada zaman ileri doğru değil, içe doğru akardı. Her geçen gün bir öncekinin üzerine gölge gibi düşerdi.

Kasabanın en eski yerinde yıkılmaya yüz tutmuş bir evin arkasında duran ceviz ağacı, bu içe akışın sessiz tanığıydı. Gövdesi çatlaklarla doluydu. Her çatlak sanki bir yılın susarak sakladığı cümleydi. Ağacın gölgesi güneşin yönüne göre yer değiştirir ama anlamını hiç kaybetmezdi. Kim o gölgede durmuşsa kendini bir mevsimin içinde bulurdu çoğu zaman da hangisi olduğunu bilemeden.

Kadın çocukken bu gölgede oynamazdı, beklerdi. Beklemek onun ilk öğrendiği eylemdi. Oyuncaklar kırılır, oyunlar biterdi ama beklemek kalırdı. Annesi “birazdan” derdi; babası “yakında.” Bu iki kelime, hayatının en uzun mevsimleri oldu. Ne tam yaz kadar aydınlık ne de kış kadar kesin… Arada belirsiz bir sonbahar gibi.

İlkbahar çocukluğunda hep eksik başladı. Ağaçlar çiçek açardı ama evin içinde bir şey açmazdı. Perdeler yıkanır, pencereler silinirdi; fakat konuşulmayanlar daha görünür hâle gelirdi. Bahar onun için yenilenmek değil, hatırlamak demekti. Her tomurcuk tutulmamış bir sözü; her serçe yarım kalmış bir gidişi çağırırdı.

Yaz geldiğinde kasaba ağırlaşırdı. Güneş, duvarların içine işler, gölgeler koyulaşırdı. İnsanlar erken konuşur, geç susardı. Kadın yazları kendini kaybolmuş hissederdi. Çünkü yaz saklanmaya izin vermezdi. Her şey açıktaydı. Yaralar, sevinçler, eksiklikler… Geceleri uyuyamaz, gündüzleri geçmişi düşünürdü. Yaz onun için bir mevsim değil, uzun bir yüzleşmeydi.

Sonbahar ise ona benzerdi. Dökülerek güzelleşen bir şey vardı bu mevsimde. Ağaçlar kendilerini hafifletirken, kadın da suskunluğunu çoğaltırdı. Sonbahar, onun konuşmadan anlaşıldığı tek zamandı. Kimse ondan neşeli olmasını beklemezdi. Hüzün bu mevsimde bir kusur değil, doğal bir hâldi.

Kış geldiğinde kasaba susardı. Kar yağdığında herkes rahatlar, sanki örtülmesi gereken ne varsa örtülmüş gibi davranırdı. Ama kadın bilirdi: Kar sadece üstünü kapatır, alttakini büyütür. Kış geceleri uzun olurdu. Sessizlik sesin yerini alırdı. İnsan kendi içini daha net duyardı. En çok da kendine söylediği ama başkasına söyleyemediği cümleleri.

Yıllar böyle geçti. Mevsimler sırayla gelmedi artık üst üste bindi. Bir sabah bahar gibi uyanıp akşam kış gibi sustuğu oldu. Zaman, doğrusal olmaktan çıkmıştı. Kadın yaş aldıkça fark etti: İnsan büyümüyor, derinleşiyordu. Ve derinleşmek çoğu zaman karanlıktı.

Bir gün, ceviz ağacının gölgesinde uzun süre ayakta kaldı. Oturmadı. Çünkü oturmak, kalmak demekti. Oysa ilk kez geçmek istiyordu. Gövdeye dokunduğunda elinin altında soğuk bir sertlik hissetti. Ağaç canlıydı ama yaşlıydı; tıpkı onun içindeki anılar gibi. Canlı ama yorulmuş.

O an bir şey değişti. Mevsimlerin onu eskitmediğini aksine biriktirdiğini anladı. Her mevsim, içinde bir iz bırakmıştı; ama hiçbir iz tek başına onu tanımlamıyordu. Ne sadece kıştı ne sadece bahar. Hepsi bir aradaydı. Tıpkı insan olmak gibi.

Gölgeye baktı. Gölge, karanlık değildi. Sadece fazla ışığın sustuğu bir yerdi. Kadın, hayatını hep ışıkta anlatmaya çalıştığını fark etti. Güçlü görünmek, iyi olmak, mutlu olmak… Oysa gölgede başka bir hakikat vardı: kırılganlık, duraksama, kabul.

Yavaşça gülümsedi. Bu bir sevinç gülümsemesi değildi; daha çok kendini tanımanın getirdiği sessiz bir barıştı. Mevsimler artık onun üzerinden geçmiyordu. O, mevsimlerin gölgesinde durmayı öğrenmişti.

Kasaba aynı kaldı. Ceviz ağacı yerinde durdu. Zaman yine içe doğru aktı. Ama kadın için artık bir fark vardı: Mevsimler geçip gitmiyor, onda anlam buluyordu.

Ve belki de hayat, tam olarak buydu.

Güneşte yaşanan anlardan çok gölgede anlaşılan mevsimlerin toplamı.

İlgili Haberler

Sürgün

Comcini

Etimoloji Sözlüğünde “Hayal-“

okuryazarkitaplar

BÜYÜKLER VE ÇOCUK KİTAPLARI – Yalvaç Ural

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...