Okuryazarkitaplar
EdebiyatManşetÖykü

Gölgesiyle Konuşan Genç 1. Bölüm

Nurten ASLAN

Durmuş Bir Saat ve Başlayan Yolculuk:

 Dünya çok gürültülüydü ama kimse birbirini duymuyordu. Leon, şehrin en kalabalık meydanındaki o eski, boyası dökülmüş bankta oturuyordu. İnsanlar, saatin akrebi ile yelkovanı arasında ezilircesine koşuşturuyordu. Herkes yanındakine bakıyor ancak kimse bakışların arasındaki o derinliği fark etmiyordu.

Leon, cebindeki eski saati çıkardı. Tam o anda, yerdeki gölgesi uzadı, bankın üzerine tırmandı ve Leon’nun kulağına fısıldadı:

-Zaman durdu Leon, şimdi yürüme gitme vakti ama ayaklarınla değil, kalbinle…

Leon:

-Herkes bir yere yetişmeye çalışıyor ama kimse nereye gittiğini bilmiyor.

-Sen de mi onlara benzeyeceksin, yoksa benimle gerçeklerin peşine mi düşeceksin?

Leon, gölgesinin sadece bir yansıma değil, ruhunun sesi olduğunu anlar.

-Nereye yolculuk ediyorlar?

-Bu yolculuk coğrafi bir yolculuk değil, ‘İnsanın özüne yapılan içsel bir seyahattir.’

Hedefleri: “Kendi ışığını bulma dağı.”

-Dünyayı değiştirmek için yerinden kalkmana gerek yok bakış açını değiştirmen yeterli.

Yolculuk: “Ruhun Durakları”

-Ego kalesinde kibirle yüzleşirler.

-İhanet çıkmazında kırık aynalara bakarlar.

-Vicdan kuyusunda o ağır zincirlerin sesini duyarlar.

-Savaşın gölgesinde umursamazlığın soğukluğunu hissederler.

Her durakta Leon bir şey öğrenir.

“Maskelerin Düşüşü”

Leon:

-Şu uçuşan yüzler de ne? Herkesin yüzü havada asılı kalmış gibi…

Gölge:

-Onlar insanların dünyaya gösterdiği maskelerdir Leon, biri ‘Mutluyum’ maskesi, diğeri ‘Güçlüyüm’ maskesi… İçsel yolculukta bu maskeler işe yaramaz. Burada sadece çıplak ruhlar kalır. Bak, o çok gülen yüzlerin arkasında ne kadar büyük bir hüzün denizi var. “İnsan kendi maskesini düşürmeden başkasının kalbini göremez. Pencereleri Kapatmak”

Leon:

-Gölge, bak! Uzaktaki tepelerde evler yanıyor, çocuklar ağlıyor. Ama buradakiler dans ediyor ve çok gülüyorlar duymuyorlar mı o sesleri?

Gölge:

-Duyuyorlar Leon, ama dinlemiyorlar. İnsanlar bazen kendi küçük huzurlarının bozulmaması için kalplerinin kapılarını sıkıca kapatırlar. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dedikleri o yılanın bir gün kendi kapılarına dayanmayacağını sanırlar. Umursamazlık ruhun giydiği en kalın zırhtır. Ama bu zırh seni korumaz, sadece seni dünyadan koparır.

Alışmak Üzerine:

Leon:

-Neden kimse bir şey yapmıyor. Sanki bu normal bir şeymiş gibi davranıyorlar?

Gölge:

-Çünkü alışmak dünyanın en sessiz felaketidir Leon. İlk bomba düştüğünde ağlarlar, ikincisinde susarlar, üçüncüsünde ise kanalı değiştirip yemeklerini yemeye devam ederler.

Kaçılamayan Mahkeme:

Leon:

-Şu adam neden sürekli kendi kendine konuşuyor?

Gölge:

-O kendi içindeki mahkemede savunma yapıyor Leon. İnsan dünyadaki her hâkimden kaçabilir ama kendi vicdanından asla. Başkasının canını yaktığında aslında en büyük yarayı kendi ruhuna açarsın. O yara kapanmaz sadece üzerine dürüstlük ve telafi merhemi sürülmesini bekler. Yoksa yemeye çalıştıkça o ses daha yüksek bağırmaya başlar.

Hak Yemek:

Leon:

-Belki de aldıkları şeyi geri verirlerse her şey düzelir öyle değil mi?

Gölge:

-Bazen alınan şey bir eşya değil bir umuttur. O çalınan bir mal geri iade edilebilir ama kırılan bir onur yok edilen bir güven kolay kolay yerine konmaz.

Leon ve gölgesi bu kez toprağın çok verimli olduğu ama çiçeklerin birbirinden çok uzaklarda açtığı yalnız yıldızlar bahçesine varırlar. Burada her biri birer sanat eseri kadar zarif ve iyi yürekli insanlar, uçsuz bucaksız boşlukta kendi ışıklarıyla parlamaya çalışmaktadır.

Leon:

-Gölge bak şu insanlar ne kadar nazik ve ışıl ışıllar. Ama neden hepsi tek başına yürüyor?

Neden kimse onlara eşlik etmiyor?

Gölge:

-Çünkü değerli olan her şey Leon, doğada dağınık ve tek başına bulunur. Sokaktaki çakıl taşlarını her yerde yığınla görebilirsin ama bir elmas bulmak için derinlere inmen ve sabretmen gerekir. Onlar kötü oldukları için değil nadir oldukları için yalnızdırlar. Bir fırtına kuşuna bir serçenin hızında uçmasını teklif edemezsin.

Dengini Aramak:

Leon:

-Peki bu insanlar hep böyle mi kalacak?

Gölge:

-Birinin elini tutmak kolaydır Leon. Zor olan o elin senin kalbinle aynı frekansta çarptığını hissetmektir. Birçok insan yalnız kalmamak için kendine benzemeyen aynalara bakar. Bu güzel ruhlar ise sadece birisi olsun diye değil ruhu ruhuna değen birini bekledikleri için duruyorlar. Dengini bulamamak, dengesiz bir kalbe hapsolmaktan çok daha asildir.

İyiliğin Ağırlığı:

Leon:

-Bazen çok iyi olmak insanları korkutuyor mu?

Gölge:

-Evet, saf bir ışık başkalarından sakladığı tozları görünür kılar. Leon bazı insanlar kendi karanlıklarıyla yüzleşmekten korktukları için o ışıklı ruhlardan kaçarlar. İyi bir insanı sevmek bir sorumluluktur. Çünkü onun dürüstlüğü karşısında senin de dürüst olman gerekir çoğu kişi ise sahte ama kolay olanı seçer.

Zamanlama:

Leon:

-Ya hiç bulamazlarsa?

Gölge:

-Hayat bir senfoni gibidir Leon. Bazen keman solo çalar bazen piyano eşlik eder. Eğer henüz sana eşlik eden bir enstrüman yoksa bu senin bestenin kötü olduğunu göstermez, konserin henüz tamamlanmadığını gösterir. Yanlış bir sese eşlik etmektense kendi şarkını en güzel haliyle tek başına söylemek daha iyidir. Gökyüzü bulutlu diye yıldızlar kaybolmaz sadece doğru rüzgârın esmesini beklerler. Yalnızlık mı yoksa özgürlük mü?

Leon:

-Üzülmüyorlar mı?

Gölge:

-Belki bazen… Ama onlar şunu biliyor bir başkasına ait olmak için kendinden vazgeçmek en büyük yalnızlıktır. Kendi gölgesi ile barışık olan, kendi ışığıyla evi aydınlatan bir ruh aslında asla yalnız değildir. Onlar birbirinin boşluğunu dolduracak parçalar değil, kendi başlarına birer bütün oldukları için bu kadar seçicidirler.

Leon bahçedeki en parlak ama en yalnız çiçeğin önüne oturur.

Leon:

-Sen çok güzelsin sadece senin dilinden anlayan rüzgâr henüz buradan geçmedi.

Gölge:

-Doğru söyledin Leon. Bazı çiçekler sadece bir tek kelimeyi beklemek için bin yıl açabilirler ve o bekleyiş her türlü kalabalıktan daha kutsaldır.

Leon ve gölgesi bu kez yolların sürekli birbirine dolandığı tabelaların iki farklı yönü gösterdiği ama her iki yolunda sonunda bir uçurumun olduğu ikilem kavşağına varırlar.

Orada, elinde iki farklı pusula tutan ve ikisini de bakmaktan önünü göremeyen bir adamla karşılaşırlar.

İlgili Haberler

Atık

KÜBRA ÇAKAR

okuryazarkitaplar

Uluslararası Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali İçin Başvurular Açıldı

okuryazarkitaplar

Yorum Yap

Kitap, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Tarih, Mitoloji, Müzik, Resim, Gez Gör, Doğa Sporları, Aktüel Bilim, Anadolu, Dünya Mirası, Festival, Fuar, Sergi, Akademi, Yazarlar...