Mehmet Âkif Ersoy’un Mısır’a Uzanan 11 Yıllık Gurbeti: Bir İçe Dönüş Hikâyesi
İstiklal Marşı’nın şairi olarak hafızalara kazınan Mehmet Âkif Ersoy, 1925 yılının sonlarında İstanbul’dan ayrılarak Kahire’ye yerleşti ve 1936’ya kadar sürecek uzun bir gurbet hayatına adım attı. Bu tercih ani bir karar değildi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında şekillenen yeni siyasal ve kültürel atmosfer, Âkif’in düşünce dünyasıyla giderek daha belirgin bir mesafe oluşturdu. Meclis’te aktif görevler üstlenen, vaazları ve yazılarıyla Milli Mücadele’ye destek veren şair, kısa süre içinde kendisini yalnızlaşmış hissetti. Bu ruh hâli, onu Mısır’a taşıyan temel etkenlerden biri oldu.
Kahire’ye yerleştiğinde takvimler 1925’i gösteriyordu. Yaklaşık on bir yıl sürecek bu dönem, onun hem maddi hem de manevi açıdan sınandığı bir süreç olarak kayda geçti. Mısır’ı seçmesinde dost çevresinin varlığı ve entelektüel ortamın canlılığı etkili oldu. Ancak bu coğrafya hiçbir zaman bir “yeni vatan” anlamı taşımadı; aksine, İstanbul’a duyduğu özlem satır aralarında sürekli kendini hissettirdi. Gurbet, Âkif için kaçış değil; içe kapanma ve düşünsel muhasebe zeminiydi.
Kahire Günleri: Dersler, Çalışmalar ve Sessiz Mücadele
Âkif, Kahire’de geçimini sağlamak için üniversite düzeyinde dersler verdi. Arap dili ve edebiyatı alanındaki birikimi sayesinde öğrencilerle güçlü bir bağ kurdu. Bunun yanında en önemli mesaisini Kur’an-ı Kerim meali üzerine yoğunlaştırdı. Uzun yıllar boyunca titizlikle sürdürdüğü bu çalışma, onun ilmî ciddiyetini gösterir. Metin üzerinde gösterdiği hassasiyet, dönemin tanıklarının anlatımlarında sıkça vurgulanır. Ancak ilerleyen yıllarda bu mealin resmî biçimde yayımlanmasını istemedi ve çalışmasını teslim etmedi.
Bu yıllarda kaleme aldığı şiirler, özellikle “Gölgeler” kitabında toplanan metinler, onun iç dünyasındaki kırılmaları açık biçimde yansıtır. İstanbul’dan uzak kaldıkça vatan fikri daha da derinleşti. Mısır’ın sıcak iklimi, onun zihnindeki yalnızlığı dağıtmadı. Aksine, her yeni gün, memleket hasretini biraz daha keskinleştirdi.
Gurbetin Sonu ve Hüzünlü Dönüş
1935’e gelindiğinde sağlığı ciddi biçimde zayıfladı. Uzun süredir mücadele ettiği hastalıklar, onu İstanbul’a dönmeye zorladı. 1936 yazında yurda adım attığında artık yorgun ve hasta bir şair vardı. Resmî çevrelerin mesafeli tutumuna rağmen gençler ve öğrenciler onu büyük bir sevgiyle karşıladı. Kısa süre sonra Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda hayata veda etti.
Mehmet Âkif’in Mısır yılları, yalnızca biyografik bir ayrıntı olarak görülmemeli. Bu dönem, onun düşünce dünyasında derinleştiği, idealleriyle hesaplaştığı ve inancını daha da içselleştirdiği bir zaman dilimini temsil eder. Gurbet, onun kalemini susturmadı; aksine daha rafine, daha içe dönük bir şiir dili geliştirmesine zemin hazırladı.
Bugün Kahire’de yaşadığı ev ve İstanbul’daki son günleri, kültürel hafızanın önemli durakları arasında yer alır. Âkif’in Mısır’a uzanan hikâyesi, fikir adamlarının tarihsel kırılma dönemlerinde nasıl yalnızlaştığını ve bu yalnızlığı üretime dönüştürebildiğini gösteren çarpıcı bir örnek olarak önemini korur.
Kaynak:
https://www.perspektif.online/misira-siginan-huzun-mehmet-akifin-11-yillik-gurbeti/

